Yemegin Iyilestirici Gücü

yemegin iyilestirici gucu 1

Son zamanlarda yemek oldukça el üstünde tutulan bir konu. Ünlü şeflere, diyet önerilerine, yeni restoranlara ve yemek programlarına bir hayli rağbet var. Yediklerimiz konusunda toplu bir saplantı geliştirdiğimiz bile söylenebilir.

Buna rağmen yemeklerden fiziksel faydaları dışında başka ne almaya ihtiyacımız olduğunu pek konuşmayız. Bu bize biraz garip gelebilir. Ancak yemekler ‘gıda’dan ibaret değildir. Psikolojik ihtiyaçlarımızdan bazılarına da iyi gelebilir. Bir başka ifadeyle, yemeklerin terapötik bir potansiyel taşıdığını söyleyebiliriz.

Her tür yemeğin (etikette yazana benzer) bir besin değeri olduğu gibi bir de psikolojik değeri vardır. Bu değer yemeğin karakteri sayesinde ortaya çıkar. Her yemeğin bir kişiliği, bir eğilimi, dünyayı algılama biçimi, bir anda bir insana dönüşüverse bürünebileceği bir karakteri vardır. Ona bir cinsiyet, bir görünüş, bir ruh, hatta politik görüş yakıştırabilirsiniz

 yemegin iyilestirici gucu 2

Limonu ele alalım. Besin değerlerinden söz edecek olursak, 100 gramında 29 kalori olduğunu, 2.8 gram diyet lifi, 2.5 gram şeker vb.ne sahip olduğunu söyleyebiliriz. Eğer psikolojik değerinden söz edecek olursak bu kez de başka ‘içeriklerine’ değinmemiz gerekir. Limon bize şunları ‘fısıldayan’ (sessizce ama zarafetle) bir meyvedir: güney, güneş, umut ve refah, sabah ve sadelik. Harekete geçmeye davet eder; yolumuza ne çıkarsa çıksın göğüs germemizi ister ve yapmamız gerektiğini bildiğimiz şeye dikkat çeker. Fazla duygusallığa yer vermez: dobradır ama naziktir de. Ya da fındığı düşünelim. O da limon gibi besin değerleriyle doludur ama yanı zamanda şunları da verebilir: sonbahar canlılığı, olgunluk, farkındalık, kendi kendine yetebilmek ve neredeyse çocukça bir düzenlilik (çekmecelerini düzenli tutan 10 yaşındaki bir çocuk gibi…).

yemegin iyilestirici gucu 3 

Yemeklerde yenilebilir hayat felsefeleri bulunur ve bunlara bildiğimiz en doğrudan ve anlaşılır şeylerden birini yaparak yaklaşabiliriz: yiyerek. Fiziksel olarak sindirim yaptığımız gibi, içimizde doğan psikolojik besinleri de ruhsal olarak hazmedebilmemiz gerekir. Yemeğin bazı yönlerimizi kuvvetlendirmesini ve zayıflıklarımızı telafi etmesini isteriz. Bu nedenle yemek yalnızca gıda almak ve bedeni yenilemekten daha fazlasıdır; aynı zamanda zarar görmüş ruhlarımızı yeniden dengelemenin de yoludur.

Yemeklerin onların bazı özelliklerini almamıza yardım etmelerini isteriz. Örneğin, avokadonun kendinden emin sakinliğini, incirin şehvetiyle barışıklığını, deniztarağının taviz vermeyen mahremiyetini, kuşkonmazın bireyselliğe olan kararlı bağlılığını… Zindelik ve cesaretle kurduğumuz yeni bağ bizi bifteğe yönlendirir, sadelikten memnuniyet duyma arzumuz ise bala. İçinde bulunduğumuz an ve son birkaç gün içindeki cinsel maceralarımız arasına bir perde çekmek için bir bardak süt içmeyi tercih edebiliriz.

 yemegin iyilestirici gucu 4

Yemeğin bizim için psikolojik düzeyde yaptıklarına bir göz atalım:

1. Yemek bizi dengeye kavuşturur

Hepimiz bazı açılardan biraz dengesiziz. Belki fazla mantıklıyız ya da fazla duygusal, belki fazla maskülen ya da fazla femineniz, fazla sakin ya da fazla heyecanlı olabiliriz. Sevdiğimiz yemek genellikle bir eksiğimizi kapatan yemektir: bizi dengeye kavuşturur. Bir yemeğin bizi bizden alması, belki de hayatımızda daha çok ihtiyaç duyduğumuz özelliklerden yoğun dozda içermesiyle alakalıdır. Belki hep hayranlık duyduğumuz ama asla yeterince sahip olamadığımız sakinlikle doluydu (bircher müsli). Belki özlediğimiz ama şu anki işimizde ve ilişkilerimizde eksik olan inceliğe sahipti (şeftali). ‘Lezzetli’ bulduğumuz yemek yalnızca midemizde değil psikolojimizde de eksik olan yönlere dair bize ipucu verir. Yemeğin gücü, kendimizi biraz olsun törpüleyebilmemize yardım eder.

 yemegin iyilestirici gucu 5

2. Yemek bizi, benliğimizin önemli ama unutulmuş yönlerine bağlar.

Biz insanlar karmaşık ve çok katmanlı varlıklarız. Benliğimizin tüm önemşi parçaları yüzeye yakın durmazlar. Geçmişimizde ve bugünümüzde o kadar çok şey olur ki, görüşümüz bulanıklaşmaya başlar. Belki daha muzip tarafımız derinlere gömülür. Ya da hayrete düşme kapasitemiz ve basit şeylerin bizi sessiz ve derinden etkileyebilmesi, hayatın normal gereklilikleri içinde  ihmal edilebilir.

 yemegin iyilestirici gucu 7 

Bazı yiyeceklerin yoğun hatırlatıcı gücü, güzel hatıralara ve çağrışımlara ulaşmamıza yarayan kanallar açar. Doğru yiyecek ihmal ettiğimiz psikolojik alanlara ulaşmamızı sağlayabilir. Sekiz yaşındaki benliğimize içsel bir yolculuk yapmak, o zaman sahip olduğumuz tazeliği ve heyecanı geri getirmek için sokaktaki büfeden sosisli sandviç almayı tercih edebiliriz. Ya da belirli türde bir jambon bize 28 yaşında İspanya’nın güneyindeyken sahip olduğumuz enerjiyi geri getirebilir.

Yemekler sayesinde kendi hayatımızın önemli ama kolayca unutulan dönemleri ile kopan bağımızı yeniden kurabiliriz.

3. Yemek, hayatlarımızı değiştirmemize yardım eder

Yemekler bir felsefe içerir (daha nazik ol, sempatiyi hatırla, cesareti öğren…).

Hayatlarımızı değiştirmeye çalışırken (ki sık sık yapmalıyız bunu), yemekler önemli bir rol oynar. Elbette bizi doğru yöne çekecek başka şeylerden de yarıdm almalıyız: kitaplar, arkadaşlar, iş, tatil yerleri… Ancak yemek de bu kendimizi dönüştürme çabasına ciddi katkıda bulunabilir.

yemegin iyilestirici gucu 8 

Burada sözünü ettiğimiz şey, ‘diyet yapmak’ değildir, sanki hayatımızda değişmesi gereken tek şey kilomuzmuş gibi. Yemeğin daha sade bir hayat sürmemizde bize yardım etmesini, başka insanlarla ilişki kurmamızı sağlamasını ya da ülkemizle olan bağımızı kuvvetlendirmesini isteyebiliriz… Yemek yeme biçimimiz nasıl bir insan olmak istediğimize dair tutkularımızı destekler.

4. Yemek dinin yerini tutar

Dinin işlevlerinden biri de bir ritüel sunmak olmuştur. Önemli fikirleri ve deneyimleri karşılamak için bir tarih belirler ve bu dini ritüeller genellikle önem verdikleri erdemleri sembolize eden özenle seçilmiş yiyecekler etrafında gerçekleşir.

Örneği, Zen Budistleri birlikte özenle demlenmiş ve çok yavaşça tüketilen bir fincan çay içerek arkadaşlığın değerini hatırlamaya teşvik edilmiştir. Hıristiyanlığın ilk yıllarında inananlar Mesih’i anmak için soylu ama savunmasız canlı olan koyun etrafında toplanırlardı. Yahudiler inananlar Mısır’dan kaçış sırasında gösterdikleri cesareti içselleştirmek için mayasız ekmek ve acı yabanturpu kullanırlar.

Dinin bize hayatlarımızı (yiyeceklerin yardımıyla) nasıl yaşayacağımıza dair söylemek istediği şeyler şu anda bize çekici gelmeyebilir. Buradaki ana fikir, belirli anlarda belirli bir biçimde düşünme ya da hissetme cesaretini bulabilmek için yiyeceklerden faydalanmanın mümkün olmasıdır.

 

 yemegin iyilestirici gucu 9

 

Dinlerin seçtiği bu yiyeceklerin, çayın, koyunun ya da yabanturpunun bize ait başka alternatiflerini bulmamız gerekir. Yani, çok önemli bulduğumuz kişisel değerleri alıp bunları onlara en çok yakışan bazı yiyeceklerle ilişkilendirmeli ve onları bir ritüel biçiminde tüketmeliyiz.

Örneğin, Kuzey Avrupa’nın, Kore’nin ve Amerika’nın uzun, soğuk kışlarında bazı paganistik değerlerin (güneş, beden, genişlik, özgürlük, tensellik) de uzun süre kaybolduğu zamanlarda, ideal modern seküler bir ritüel özellikle üç yiyecek etrafındaki düzenli kutlamalar yapabilir: limon, papaya ve zeytin. Bunların her biri, Frankfurt’ta ya da Seul’da bir Cuma günü öğleden sonra saat 4’te son derece tehdit altında olan değerlerin koruyucularıdır.

5. Yemek bireyleşmenin bir yoludur

Hayatlarımızda her zaman birileri bize beğeneceğimizi düşündükleri yiyecekleri sunar. Genellikle de yanılırlar. Uzun zaman, bizi mutlu etmeyen yalnızca en basit anlamda karnımızı doyuran şeyler yedik.

 yemegin iyilestirici gucu 10

‘Birey’ olmanın bir yönü de, sırf var olmaktan öte, dışarıdaki dünyayı kendi iç dünyamızın ihtiyaçlarına göre nasıl düzenleyebileceğimizi öğrenmektir. Yemek yapmayı öğrenmek bu konuda büyük katkı sağlar çünkü bedenimizde olup bitenleri gerçek inançlarımız ve umutlarımızla ilişkilendirme çabamızın bir göstergesidir.

Artık dünyanın bizi beslemesine ve pasifçe bize sunulanları yemeye razı olmaz, kendi ihtiyaçlarımızı belirleyip onları nasıl karşılayacağımızı öğreniriz.

6. Yemek bir iletişim biçimidir

Hepimizin kelimelerle arası iyi olmayabilir. Kendimizi ifade etmeye çalışırken tökezliyor olabiliriz.

Belki birine duyduğumuz minneti ifade etmek istiyoruz ya da ona benliğimizin daha karmaşık yönlerini göstermek istiyoruz. Hayal gücümüzü, maharetlerimizi ya da onurlu bir sadeliğe kendimizi adayışımızı görmelerini istiyoruz.

Oysa kelimelerle ifade etmekte zorlandığımız şeyleri sofradaki bir yemekle ifade edebiliriz. Taze fesleğenli makarnamız birine karşı duyduğumuz aşkın ilanı olabilir; közlenmiş mantarlar en derin misafirperverliğimizin bir göstergesi olabilir; fırında tavuk belki de ailedeki dengenin bir ifadesi olabilir; bitter çikolata parçalarıyla servis edilmiş mangolu sorbe bir ütopya hayalini dışa vuruyor olabilir. Tıpkı müzik gibi, yemek de son derece açık sözlüdür. Önemli şeyleri, dilin sıkıntısını yüklenmeden aktarabilir.

Dahası; yemeğin katmanları, hikayesi, tat duyumuz, neyi neden öyle değil de böyle sevdiğimiz, karman çorman ama eğlenceli damak zevkimiz ve yemekle kişisel ilişkimiz üzerine gizemli, derin, keşif dolu bir yolculuğa çıkmaya hazırlandığımız atölyemiz "Oğul Türkkan ile Ağzının Tadını Keşfet", 16 Ekim Çarşamba akşamı Joint Idea Kanyon'da. Biletler için: Biletix.

 

 

Recent entries