Wu Wei - Hiçbir Sey Yapmamak 無爲

Wu wei, Çince’de ‘yapmayış’ ya da ‘hiçbir şey yapmamak’ anlamlarına geliyor. Bu kavram, rahatlamaya ya da daha kötüsü tembelliğe ve kayıtsızlığa kapılmamız için hoş bir davet gibi görünse de aslında Taoizm felsefesine göre en soylu eylem biçiminin anahtarıdır ve Tao yani Yol felsefesini izlemenin özünde yer alır. Taoizm’in başlıca yazılı metni olan Tao De Jing’e göre: ‘Yol asla eyleme geçmese de hiçbir iş yarım kalmaz.’ Wu wei’nin taşıdığı paradoks budur. Elbette bu, eyleme geçmemek anlamına gelmez; ‘çabasız eylem’ ya da ‘eylemsiz eylem’ anlamına gelir. Yani en coşkulu görevlerle uğraşırken huzurlu kalabilmek ve böylece bu görevleri azami beceri ve verimlilikle yerine getirmek anlamına gelir. Wu wei’nin anlamı kısmen günlük hayatta kullandığımız ‘formunda’ olmak ifadesiyle kastettiğimiz anlama yakındır; sağlam bir konsantrasyon ve akış içinde yaptığımız işle bir olmak.

Wu wei, Taoizm’in doğal yaşama duyduğu saygıyla yakından ilişkilidir. Davranışımızı bazı doğal süreçler kadar kendiliğinden ve kaçınılmaz kılmaya çalışmak ve dalgalara karşı değil onlarla birlikte yüzdüğümüzden emin olmak anlamına gelir. Rüzgarda eğilen bir bambu ya da kendisini ağacın gövdesine saran bir bitki gibi olmalıyız. Wu wei, normalde şiddetle üstüne gitmeye çalışacağımız ideallerden vazgeçebilmeyi gerektirir. Bir durumun, ancak benliğimizden kaynaklanan planlarımızı bir kenara bıraktığımızda fark edebileceğimiz gerçek gerekliliklerine yanıt vermeye bizi davet eder. Bunun ardından, kendimiz üzerine düşünmeyi bırakırız. Normalde saldırgan ve inatçı bir düşünce biçimiyle zapt edilen enerjimiz serbest kalarak benliğimiz ve çevremiz arasında yeni bir uyum yaratır.

Elbette tüm bunlar, wu wei için çabaladığımızda bir şeyleri değiştiremeyeceğimiz ya da bir şeylere etki edemeyeceğimiz anlamına gelmez. Tao De Jing su gibi olmamızı öğütler: ‘edilgen ve zayıf’ ama ‘yine de güçlü ve sağlam kayaları parçalamaktan alıkonulamaz’. Nazik bir kararlılıkla ve bir sorunun kendine has biçimine uyum sağlayarak tüm engeller aşılabilir.

Stratejik bir edilgenlikle en büyük emellere ulaşma fikri Çin politikalarında, diplomasisinde ve ekonomisinde temel bir rol oynamıştır. Taoistlerin ortaya çıkardığı bilgelik rehberlerinde, bir duruma belirli bir planı ya da yöntemi dayatmak yerine başkalarının çılgınca eyleme geçmesine izin vermeli ve daha sonra sakince olayların akışına uyum sağlamalıyız.

Çin’in Tang hanedanlığında pek çok şair wu wei’yi sarhoşluğun en iyi yönlerine benzetiyorlardı. Alkolizmi değil çakırkeyif olmanın verdiği ve belirli görevleri yerine getirmemizi kolaylaştıran rahatlığı ve kaygısızlığı teşvik ediyorlardı. Bir şair wu wei’den ilham almış birini hareket eden bir araçtan düşüp yaralanmayan bir adamın durumuyla kıyaslıyor. Çünkü bu kişi daha kontrollü bir zihniyete zarar verebilecek kazalar ve talihsizliklerden etkilenmeyen bir ruhsal devinime sahiptir.

Tang döneminden günümüze dek olan resim teorileri wu wei’yi sanatsal etkinlik için çok önemli kıldı. Sanatçı sadakatle ve gayretle doğayı yeniden üretmeye çalışmak yerine kendi içindeki doğayı bulmalı ve onun çağrısına teslim olmalıdır. Ressamın görevi, bir şeylerin dışsal yüzeyini taklit etmek değil dağlar, ağaçlar, kuşlar ve nehirlerdeki ruhu kendi ruhunda hissederek dışa vurmak ve fırçasından süzülüp ipek ya da kağıt üzerine akmasına izin vermektir.

Taoist düşünürler yalnızca tamamlanmış sanat eserlerinin değil resmetme eyleminin kendisinin saygıyı hak ettiğini düşünür ve sanatçının stüdyosunu uygulamalı felsefe alanı olarak görürlerdi. Tang hanedanlığı şairi Fu Zai, ressam Zhang Zao’yu sanatını icra ederken izlemek için verilmiş büyük bir partiyi şöyle tarif ediyordu:

Bacaklarını ayırıp odanın tam ortasında oturdu, derin bir nefes aldı ve ilhamı ortaya çımaya başladı. Orada bulunanlar cennetten düşen bir yıldırım ya da gökyüzünü süpüren bir hortum karşısındaymış gibi huşu içindeydiler. Havada uçuşan fırçasından mürekkep çiseliyormuş gibi görünüyordu. Ses çıkararak ellerini çırptı. Bir anda tuhaf şekiller meydana çıktı. İşini bitirdiğinde orada pullarla ve yarıklarla kaplı çam ağaçları, yalçın ve sarp kayalıklar, berrak su ve fırtınalı bulutlar duruyordu. Fırçasını yere bıraktı, ayağa kalktı ve etrafına baktı. Sanki gökyüzü fırtınadan sonra berraklaşmış, binlerce şeyin gerçek özünü açığa çıkarmak istiyormuş gibiydi.

Fu Zai, Zang’in (ne yazık ki yapıtları kaybolmuş durumda) ‘ardında saf bir yetenek bıraktığını’ ve sanatının ‘resim yapmak değil Tao’nun ta kendisi olduğunu’ ekliyordu. Zhang Zao sık sık mürekkebini savurur ve onu ipek parşömenin üzerine kendi elleriyle yayarak daha sonra doğadan dışavurumcu görsellere dönüştüreceği yaratıcı şekiller yaratırdı. Lekeleri bir araya getirir ve eserin arka planında süzülmelerini ustalıkla sağlardı. İşte tüm bunlar wu wei idi.

İyi bir yaşam tek başına wu wei ile elde edilemez ancak bu Taoist kavram, bazen, dünyanın asıl gerekliliklerine uyamayan katı ve inatçı fikirlere tutunuşumuz yüzünden kendimize zarar verme tehlikesi içinde olduğumuzda çaresizce ihtiyaç duyduğumuz eşsiz bir bilgelik sunar bize.

Recent entries