Kendi Hayat Öykünüzün Yazari Olmak

Kederli ve yorgun olduğumuz anlarda geçmişe dönüp hayatımızın aslında hiçbir anlamı olmadığını düşünmek işten değildirYolunda gitmeyen her şeyin, gerçekleştirilemeyen planların, hüsrana uğrayan hayallerimizin bir envanterini yaparız adetaBöyle anlarda, eşinin ölümünü öğrendikten sonra çılgına dönen talihsiz Macbeth’in hislerine aşina hissedebiliriz:

 

İnsan, öyle talihsiz bir yaratık ki

bir sahnede kurumlanarak ve endişeyle zamanını dolduruyor, 

sonra bir daha adı duyulmuyor: Ömür,

bir soytarının anlattığı bir masaldan,

hiçbir anlama gelmeyen bir

gürültü ve patırtıdan ibaret. 

Shakespeare, Macbeth, Beşinci Perde, Sahne 5

Hiçbir ömür, zaman zaman yükselen bu gürültü ve patırtıdan muaf değildirAsıl soru, aynı zamanda bir anlama gelip gelmediğidirMacbeth’in dizelerine kulak verirsek: anlamı belirleyen, bu masalı kimin anlattığıdırShakespeare’in  ‘budalasının ellerinde bir hayatın hikayesianlaşılması mümkün olmayan ve keyifsiz bir saçmalığa dönüşebilir rahatlıklaOysa biraz şefkat ve biraz da anlayışla aynı malzemeyi farklı, çok daha anlamlı ve özgürleştirici bir hikayeye dönüştürebiliriz.

 

 

Çaresizlik ve umut arasındaki tek fark aynı gerçeklerden yola çıkarak farklı hikayeler anlatmaktır.

Yalnızca birkaçımız bilinçli bir şekilde kendi otobiyografisini kaleme almıştırBu, daha çok ünlülerle ve ömrünün son baharındaki insanlarla özdeşleştirdiğimiz bir aktivitedir; oysa özünde evrenseldirAsla yayınlamayacak olsak da hepimiz zihnimizde bu öyküleri yazıp dururuz.Her yeni güne, kim olduğumuza, yolumuzun nereye gittiğine ve başımıza gelenlerin nedenlerine dair bir hikayeyi örerek başlarız.

Pek çoğumuz bu hikayeleri yazarken oldukça sert bir dil kullanırızKendimize şuna benzer bir hikaye anlatırız: zaten en başından beri budalanın biriydikÇok fena çuvalladıkBelanın biri bitti öbürü başladıÖzellikle de uykudan önce, iyimserliğimiz tükenmeye yüz tuttuğunda ve kötü düşünceler musallat olduğunda hikayelerimiz az çok böyle ilerler. 

Oysa adeta kendimizi kırbaçlamaya benzeyen bu tür bir anlatı yöntemine hiç gerek yokturBirebir aynı gerçeklerle, daha farklı, daha cömert, daha dengeli hikayeler anlatmanın yolları her zaman vardırHayat hikayenizi

Dostoyevski’ninProust’un ya da İsa’nın ellerine emanet edebilir ve çok daha katlanılır, dokunaklı, ince ve asil bir öykü duyabilirsiniz. 

İyi, yani sağduyulu ve adaletli, anlatıcılar çokça başarısızlık ve utançla dolu olsa da hayatın anlamlı olabileceğini bilirlerHatalar ille de absürt olmak zorunda değildir; en büyük kararlarımızı verirken dahi ne kadar az bilgiye sahip olduğumuzun bir işareti olabilirlerÇuvallamak kötülüğün bir göstergesi değil, neyle karşı karşıya olduğumuzun bir kanıtıdır.

 

 

Yaşadığımız felaketler boşuna değildirBelki kariyerimizde nasıl bir yol izleyeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz olmadan on yılımızı harcadıkBelki de kafamızı karıştıran ve pek çok insanı incitmemize neden olan bir dizi başarısız ilişki geçti başımızdanFakat bu deneyimlerin hiçbiri anlamsız değildi çünkü kişisel gelişimimiz ve olgunluğumuz için bu tecrübeler gerekliydiİş yaşamındaki kimliğimizi keşfedebilmek için bir kariyer krizine ihtiyacımız vardı. Kalbimizin derinliğini görebilmek için önce aşkta kaybetmemiz gerekiyorduHiç kimse önemli bir yere tek adımda varamazİlk denemelerimizin yaşattığı hüsran için kendimizi affedebiliriz. 

İyi anlatıcı, hikayedeki ana karakterin her musibetten ya da her galibiyetten sorumlu olamayacağının farkındadırBaşımıza gelenlerin tek müsebbibi hiçbir zaman yalnızca biz değilizBazensorun gerçekten de ekonomi, ebeveynlerimiz, hükümet, düşmanlarımız ya da insani varoluşumuzun olağan trajedisi olabilirİyi anlatıcılar aşırı kişiselleştirmeden kaçınırlar.

Her yeni günbizi, hayat hikayemizin bir kısmını kendimize anlatmaya teşvik ederneden acı çektiğimizi, bir fırsatı neden kaçırdığımızı ve neden mutsuz bir halde olduğumuzu açıklarız kendimize.

Ömür, bir budalanın anlattığı hiçbir anlama gelmeyen bir masal olmak zorunda değildirCömert ruhlu, zeki bir anlatıcının dilinden dökülen oldukça anlamlı bir hikaye olabilir: aslında her hayat öyküsü gibi, bu da iyi niyetli, kusurlu, gerçekleri görmekte eksik, biraz da kendini kandıran ama özünde onurlu ve iyi bir insanın muazzam engellere karşı mücadele edip, bazen de şansı yaver giderse, bazı alanlarda biraz muzaffer olmasını anlatan bir hikayedir. 

 

Recent entries