Yaraticilik Neden Sirf Sanatçilara Birakilamayacak Kadar Önemlidir?

‘Yaratıcılık’ modern zamanların en saygın kavramlarından biridir ve bunun bir sonucu olarak da bir yandan yaratıcı olduğumuzu hissetmek isterken bir yandan da hayatlarımızın bize yaratıcı olmak için yeterince fırsat sunmadığından yakınırız. Oysa bu izlenim yaratıcılığın ne olduğunda dair hayli şişirilmiş ve çarpıtılmış bir kanıya ulaştırır bizi. Örneğin nobel ödülü kazanan bir roman yazmak ya da Berlin veya Cannes film festivallerinde övgüler toplayan bir film yapmak gibi, yaratıcılığın dar ve kalıplaşmış bir dizi etkinlik içindeki dramatik örneklerine çok fazla odaklanırız. Standartlarımız böyle olduğunda neredeyse hiç kimse yaratıcı olamaz ve yaratıcılık, sıradan hayattan kopuk, fazlaca seçkin ve hatta acayip bir anormallik olarak kalmaya devam eder.

 yaratclk 1

                                                    Pablo Picasso, Tête de taureau (Boğa Başı), 1942

1942 yılında, Pablo Picasso eski bir bisikleti parçalarına ayırıp bisikletin gidonunu selesine tutturarak bir boğanın başını andıran bir heykel ortaya çıkardı. Biraz olsun etkilenmemenin imkanı yok. Buradaki hamle, bize yaratıcılığın ne olduğuna dair çok daha doğru bir fikir verir. Picasso’nun kullandığı malzemeler aslında hepimiz için gayet tanıdıktır. Asıl yaptığı, her bir parçayı önceden olduğundan daha kıymetli hale getirecek şekilde yeniden düzenlemekti. Bu kombinasyonun, yaratıcı üretimin merkezinde olduğu söylenebilir. Güneşin altında yeni olan pek az şey vardır ama yaratıcılık da zaten görünürde alakasız olan unsurların yeni ve verimli bir düzenlemede nasıl bir araya gelebileceğini görmeyi öğrenmektir. Biri, bilgisayar dünyasından bir bilgi düzenleme yöntemini alıp bunu bir spor salonunun yönetimine uygulayabilir. Başka biri, Antik Yunan tarihiyle ilgili bir fikri alıp modern bir okulun işleyişi içinde bu fikirden yararlanabilir. Bir başkası ise Japonya’da yaygın olan bir konuşma biçimini alıp bunu modern Türkçe ile bir araya getirebilir.

Özünde yaratıcılık, bir şeyleri yeniden bir araya getirerek geliştirme fırsatını yakalamak anlamına gelir. Alman filozof Hegel bu fikri çok güzel bir şekilde ifade etmiştir: ‘dünyayı inatçı yabancılığından arındırıp kendi ihtiyaçlarımıza uygun hale getirdiğimizde’ yaratıcı oluruz diye yazmıştır.  Genellikle hayal kırıklığı ya da hüsran yaratan durumlara katlanmaya devam ederiz. Oysa yaratıcılığımızı kullandığımızda bir araya getirerek, yeniden düzenleyerek, yeni baştan ele alarak elimizde olanı, ilgi ve ihtiyaçlarımıza uyacak hale getirebiliriz. Bu, sıkışmış ve kaderine boyun eğmiş hissetmenin tam zıddıdır; statükoya razı olmayı reddetmektir. Yaratıcı insan, işleri ele almanın daha iyi bir yolu olması gerektiği fikrine kendini adamış olan kişidir.

 yaratclk 2

 

Ücretli ya da ücretsiz pek çok iş genellikle, sandığımızdan daha yaratıcıdır: banyomuzu yeniden boyamaya karar verdiğimiz ve Hindistan’daki evler hakkındaki bir kitapta dikkatimizi çeken daha güzel bir renk seçtiğimizde; bir yemek yaptığımız ve kuşkonmazı tabakta tıpkı bir filmde gördüğümüz şekilde servis ettiğimizde; bir raporu yazarken söylemek istediğimizi daha anlaşılır kılmak için yeni semboller kullandığımızda, penceremizin önündeki alanı daha renkli hale getirmek için çiçekçide gördüğümüz bir saksı sardunyayı oraya yerleştirdiğimizde ya da bazı dikkat çekici farklılıklarına rağmen aslında çok iyi anlaşacaklarını düşündüğümüz iki arkadaşımızı tanıştırdığımızda... Bu örneklerin her birinde yaratıcılığımızı kullanıyoruz çünkü yeniden düzenleyerek ya da bir araya getirerek hayatımızdaki hazzı artırma ve bir şeyleri daha iyi hale getirme fırsatını yakalamış oluyoruz.

 yaratclk 3

Yaratıcılık ne ender rastlanan ve son derece dramatik sonuçları olması gereken bir etkinliktir ne de hayatlarımızın bir köşesinden tesadüfen rastlanan küçük bir gösteridir. Dünyayı her yönüyle olduğu gibi kabul etmeyi reddetmek, elimizdekilerle daha iyisini yapmaya kendimizi adamaktır. Yaratıcı insanlar olarak, romanlar yazmamıza gerek yoktur; sadece ısrarla hayatlarımızı daha iyi hale getirmenin (bazen oldukça küçük) yollarını ararız: zor bir çalışma arkadaşına daha fazla övgü sunmaya çalışırız; arabada farklı müzikler dinlemeyi deneriz; çatal-bıçak çekmecesini yeniden düzenler ya da güne egzersizle başlamak için on dakika erken kalkarız. Var olan düzenlemeleri değişmez olarak görmeyip kendi hayatımıza ve başkalarınınkine daha fazla haz ve bütünlük kazandırmak için her zaman daha ince ayarlamalar yapmak, yeniden düzenlemek, adapte etmek ve çıkarıp atmak konusunda azimli davranırız.

 

Recent entries