Panik Ataklari Asmak

Normalde içimizde taşıdığımız ve hayatlarımızı yavaş yavaş aşındırmakta bir sorun görmeyen endişe, panik atak sırasında bir anda fikrini değiştirip bizi mümkünse en kısa sürede öldürmeye çalışmanın daha iyi olacağına karar verir.

Birkaç dakika içinde bir saatlik bir konuşma yapmamız gerekiyor ama perde arkasında dilimiz damağımıza yapışmış, kalbimiz ağzımızda ve zihnimiz bırakın adımızın ne olduğunu alfabenin ilk harflerini bile hatırlayamayacak halde donakalıyoruz.

 panik atak 1

Uçağın kapıları kapanıyor ama biz altı saat boyunca dışarı çıkamayacağımızı, hatta iki yanımızdaki yolculara dokunmadan bacaklarımızı bile kıpırdatamayacağımızı, soluduğumuz havanın diğer iki yüz küsur yolcunun ciğerlerinden ve birkaç uçak motorunun içinden geçtiğini, yerden birkaç kilometre yüksekte olacağımızı fark ediyoruz ve bütün bu durum bir anda tümüyle gerçek dışı, son derece acımasız ve ölümcül görünmeye başlıyor.

Ya da bir iş toplantısındayız; etrafımız meslektaşlarımız ve müstakbel müşterilerimizle çevrilmiş. Ancak bir anda bağırsaklarımızın boşalmak üzere olduğunu ya da karnımızın masanın öbür ucuna fırlamak üzere olduğunu fark ediyoruz. Böyle giderse herkesin gözünde pis bir sıvı çıkışıyla özdeşleşeceğiz ki o saatten sonra yaşamasak, alıp götürülsek ve bir daha kimse adımızı anmasa yeridir.

Böyle anlarda ne yapmamız gerekir? Altımıza yapmak ya da ya da tıklım tıklım dolu yolcu uçağının arkasında feryat figan etmek üzereyken en incelikli felsefe bile bize nasıl yardımcı olabilir ki?

Böyle durumlarda, her şeye rağmen tutunmamız gereken birkaç parça tavsiye olabilir:

İlk olarak, ortaya çıkan en garip ve en utanç verici şey gibi görünse bile bu her zaman herkesin, hatta uzun ve saygın bir hayat sürebilecek en iyi, düzgün insanların bile başına gelir. Dünyanın sonu değildir; ancak elbette bize öyleymiş gibi gelir.

İkinci olarak, korkuyu kabul edin; onunla savaşmayın. Bu, akıntıyla güreşmeye benzer; akıntının sizi sürüklemesine izin vermek en iyisidir. Dalgalar en nihayetinde yorulur ve sizi kıyıya taşırlar. Asla bir girdaba karşı koymayın. Belki konuşmayı yapamayacağınızı, uçağın arkasında baygınlık geçirebileceğinizi ya da odadan dışarı koşarak çımanız gerekebileceğini kabullenin. Ne olmuş yani? Paniğin sizi aşağılamasına izin vermeyin. Her zaman yeterli olmak zorunda değilsiniz. Herkesin başarısız olmaya hakkı vardır ve bu hakkı da alnınızın teriyle kazandınız.

 panik atak 2

Üçüncü olarak, yeniden sakinliğe kavuştuğunuzda, tüm bunu boylu boyunca düşünmeye çalışın, tercihen anlayışlı bir arkadaşınızın ya da bir terapistin yardımıyla. Bunun, belki kısmen, altta yatan bir değersizlik hissiyle ilgisi olabilir. Belki de, bir düzeyde, bir konuşma yaparak yüzlerce insanı etkilemeye ya da başarılı bir kariyere hakkınız olmadığına inanıyorsunuz. Belki, bilinçdışınızda, bu birinin (bir ebeveynin?) kıskançlık duymasına ya da yetersiz hissetmesine neden oluyordu ve bu yüzden küçük ve alçakgönüllü kalmak daha iyi bir davranıştı.

Çözüm, var olmaya ve bu hayattan zevk almaya hakkınız olduğuna, başkaları üzerinde olumlu bir etki yapmanın hiçbir kötü yanı olmadığına, iyi bir meslektaş, arkadaş, ebeveyn ve vatandaş olabileceğinize, ütüne üstlük tuvalete de zamanında yetişebileceğinize kendinizi inandırmaktır. Buna izniniz vardır.

Ayrıca, paniğin, çok uzun zaman önce dehşet verici bir şekilde kontrol edilmeye, incitilmeye ve kurtulmanıza izin verilmemesine dair anılar taşımanızla da ilgili olabileceğini göz önüne alabilirsiniz. Kapanan uçağın kapısı olsa da bilinçdışınızda bu üstesinden gelemediğiniz ve aklınızdan çıkmayan, kendiniz güçsüz hissettiğiniz diğer durumlara bir dönüş anlamına geliyor olabilir.

Bunun çözümü, geçmişe dönüp onu tümüyle anlamak ve bugünkü yaşamınızı bozma gücünü ondan almaktır. Anıların duyulması ve travmanın sindirilmesi gerekir. Uçak havalansa da kapılar en nihayetinde yeniden açılacak ve istediğiniz yere gitmekte serbest olacaksınız çünkü artık bir yetişkinsiniz ve bunun getirdiği irade ve özgürlüğe sahipsiniz.

Ya da belki de korkunuzu güçlendiren, başkalarını etkilemeniz gerektiğini ve eğer bunu başaramazsanız asla bağışlanmayacağınızı hissetmenizdir.

Bunun cevabı ise kendiniz olmanızda sorun olmadığını kabul etmektir. Başkalarını etkilemek zorunda olduğunuz günler geride kaldı. İspat etmeniz gereken hiçbir şey yok. Kendinizi hor görmenin sizi paramparça etmesine izin vermenize gerek yok.

Dördüncüsü, korkunun zirvede olduğu anda her şey hakkında kötümser olmak faydalı olabilir. Her şey yoğun ve gösterişli bir biçimde önemli görünse de aslında hiçbir şeyin bir önemi yoktur. Bu gezegende yaşayan neredeyse hiç kimsenin sizden haberi yoktur; şu anda Mojave Çölünde akrepler kayaların arasına girip çıkarken; bir kartal Korakorum geçidinin üzerinde uçuyor, evrenin uzak bir köşesinde Mars’ın iki uydusu, Phobos ve Deimos yörüngelerini tamamlamak üzereler. Çok yakında ölmüş olacaksınız; korku duyamayacak kadar cansız olacaksınız ve sanki hiç var olmamışsınız gibi olacak. Sonsuz kozmik zamandaki bir tik sesinden ibaretsiniz; konuşmanızın iyi geçip geçmemesi, pantolonunuzu batırıp batırmamanız yeryüzünden 638 ışık-yılı uzaklıktaki Cygnus yıldız takımında bulunan Kepler 22b gezegeni için çok da önemli bir olay değildir.

 panik atak 3

Son olarak, sizi korkutan her şeyden kaçınmayın; paniğin sizi sindirmesine izin vermeyin. Korkuya onun acımasız emirlerini dinlemeye başlayacak kadar saygı göstermeyin.

Her panik atak saldırısına onun tam zıttı ile yanıt verin: onun talihsiz, suçsuz, kıymetli ve sevimli kurbanına, yani kendinize yönelik koşulsuz derin bir sevgi ile.

 

Recent entries