Neden Terk Edildik?

Terk edildik ve şu an en çok ihtiyacımız olan şey bunun nedenini anlamak.

Üstelik arkadaşlarımızın ve iyi niyetli yakınlarımızın söylediklerine rağmen sebebini zaten biliyor olmamız çarpıcıdır. Sebebiz biziz.

Kesin olarak ve doğallıkla açıklamanın bizimle ve bizim zavallı başarısızlıklarımızla ilgili olduğunu farz ederiz. Terk edildik çünkü biz yeterince iyi değildik. Partnerimiz bizi neredeyse herkesten daha iyi tanıyordu ve dolayısıyla karşılaştığı gerçek yüzünden dehşete kapıldı. Başarısız olan ilişki değildi: biz başarısız olduk.

Ancak, sezgilerimizin aksine, kalplerimizde bize en bariz görünen şey gerçekte doğru olmayabilir. Psikoloji tarihinde yansıtma yapma, yani zihinlerimizden çektiğimiz kararlı, net açıklamaları gerçekte belirsiz olan durumlara yükleme konusundaki eğilimimizi gösteren ünlü bir deney vardır: Teknik ismi Tematik Değerlendirme Testi olarak bilinen test 1930’larda Amerikalı psikolog Henry Murray tarafından geliştirildi. Test bize belirli insan resimleri gösterir ve bizden resimlerde neler olduğunu anlatmamızı ister.

İnsanlar genellikle son derece spesifik sonuçlara varırlar. Örneğin:

⋅ Resimdeki kadın, adamdan bıkmış artık; adam zayıf ve biraz da can sıkıcı biri ve kadın yakın zamanda ona ilişkilerinin iyi gitmediğini ve ayrılmak istediğini söylemiş.
⋅ Adam, kadına yakın zamanda ayrılmaları gerektiğini söylemiş ve sebebi de cinsel yaşamlarıyla ilgili. Adam, cinsel hayatlarından olmak istediği kadar memnun değil.
⋅ Konu ebeveynleriyle ilgili... Kadın, erkeğin ailesiyle arasına mesafe koymasını istiyor, eğer adam bunu yapmazsa, kadının sonsuza kadar onunla birlikte kalması beklenemez.

Deney, gücünü resimlerin tasarımları itibarıyla kesin ya da belirli bir anlamının olmamasından alıyor: resimdekiler yalnızca belirli pozlarda durması beklenen oyunculardır. Hikayeler ve anlamlarsa bizden çıkıyor.

Kendi kalp kırıklarımızda olan da tam olarak budur. Partnerimizin bizi neden terk ettiğini asla tam olarak bilemeyebiliriz. Bu, şaşırtıcı olmamalıdır. Birini ne kadar iyi tanırsak tanıyalım bizim için asla şeffaf olamaz. Söyledikleri, aklından geçenin yalnızca bir kısmını dışa vuruyor olabilir. Daha derin motivasyonları bizden hatta belki onlardan da gizli kalacaktır. Bir gerçekle, terk edildiğimiz gerçeğiyle karşı karşıya kalırız ve buna bir anlam yansıtırız. Ancak bu gerçeğe verdiğimiz anlam, büyük ölçüde bizden çıkar.

Aslında bir şey bilmediğimiz fikrine tutunmak az kullanılan ama etkili bir beceridir. Felsefenin kurucu anlarından birinde, antik Atina’da Sokrates, bilgeliğin büyük bir unsurunun belirli durumlarda kendi cehaletimizi kabul etmekte yattığını öne sürmüştür: ‘bilgeler bilmediklerini bilenlerdir’. Bu bilmeme durumunun farkında olmak ve yansıtma eğilimimizi hatırlamak bir ayrılığa dair yıkıcı ve kendini suçlayıcı yorumlardan uzak durmamıza yardımcı olabilir.

Öfkeyle, bizi bir daha görmek istemediğini söyleyen bir sevgili, ruhunun gizli derinliklerinde aslında ‘Bu ilişki yürümediği için çok üzgünüm; keşke bunu yürütebilmenin bir yolunu bulabilseydim, sen pek çok açıdan sevilecek bir insansın ama bende bana sunduğun sevgiye sırt çevirecek kadar çaresiz bir taraf var’ diyor olabilir. Bize soğuk bir şekilde: “her şey bitti. Benden bu kadar” diye mesaj atan kişi, (kafamızda canlandığı şekilde) neşe içinde bizimle olan uzatmalı etkileşiminin bitişini kutlamak yerine,  perde arkasında kendi kaybına ve başarısızlık duygusuna gözyaşı döküyor olabilir. ‘Keşke bu ilişkiyi yürütebilseydik ama şimdilik kariyerime odaklanmama gerek’ diyen kişi (zihnimizden geçen karanlık düşüncelere göre) bize duyduğu nefrete bir kılıf bulmaktansa aslında söylediğinde gerçekten ciddi olabilir.

Belirsizliğin kabulü özgürleştiricidir: bitişin mutlaka bizim hatamız olması gerekmediğini, bizim yetersizliğimiz dışında başka kuvvetlerin işin içinde olduğunu kabul etmekte özgür oluruz.Hala üzülebiliriz ama kederimizin hedefi artık daha kolay baş edilebilirdir: kendi yetersizliğimizle suçlayıcı ve bitmek bilmeyen bir yüzleşmeden mustarip olmaktansa aşkın derin, kederli yabancılığına odaklanabiliriz.

Recent entries