Nasil Karar Veririz

Giriş

İyi bir hayat, özellikle iş ve aşk konularında peş peşe verilen iyi kararların ürünüdür. Oysa karar verme konusuna gereken özeni ancak nadiren gösteririz. Büyük bir kararla karşı karşıya kaldığımızda, işimizi kolaylaştıracak ritüellerden ve prosedürlerden yoksunuzdur. Genellikle erteler, en yakınımızdaki insana sırtımızı yaslar ya da iyi düşünülmemiş bir çözüme balıklama atlarız. Neyse ki, karar vermek bir beceridir ve bütün diğer beceriler gibi öğretilebilir. İyi kararların baş düşmanı, bir sorun hakkında yeterli perspektife sahip olmamaktır. Her sorunu altı farklı bakış açısından bakarak sistemli bir biçimde değerlendirmeliyiz: Düşmanımızın, Kalbimizin Sesinin, Ölümün, Tedbirin, Cesaretin ve Ebeveynlerimizin bakış açılarından. Bu dolambaçlı perspektifleri deneyip, üzerlerinde oynayıp bir araya getirdikçe, ihtimallere dair algımızın genişlediğini ve mevcut durumdan ileriye giden katlanılabilir bir yolun yavaş yavaş ortaya çıktığını hissederiz.

Düşman

Düşmanlarımız bizi çok iyi tanırlar: zaaflarımızı bilirler, bizim için en kötüsünü isterler ve konu bize gelince son derece kötü niyetli bir zekaları vardır. Onları düşünmek düşüncelerimizi güzelce netleştirmemize yardımcı olur. Kendimiz için gerektiği gibi gerçek bir dost olmak imkansız denecek kadar zor olabilir; tatlı ve iyi niyetli bir insanın bize bundan sonra ne yapmamız gerektiği konusunda vereceği tavsiyeyi hayal etmemiz istense zihinlerimiz bir anda boşalabilir. En kötü düşmanlarımızın zihinlerine girmek ise bizim için her zaman daha kolaydır. Acizliğimizi ve zaaflarımızı onlar kadar takdir edecek kimse yoktur. Nihayet bu özelliklerimizi yapıcı bir amaçla kullanabiliriz: onların (muhtemelen büyük bir doğruluk payıyla) yapmamızdan ve söylememizden şüphe ettikleri şeyin tam tersini yaparak. Bu, iç karartıcı ama etkileyici ve büyüleyici yargıçların rahatsız edici seslerine enerjimizi yoğunlaştırabiliriz: yani bize inanmayı reddedenlerin.

 karar verme 1

Kalbimizin Sesi

Bir anlamda cevap zaten bizdedir ya da en azından cevabın bir türü. Buna kalbimizin sesi-içgüdü deriz ve bir ikilem ortaya çıktığı andan itibaren bizimledir. Kalbimizin sesi hayatımız boyunca, karar vermeye dair tüm edindiğimiz, biz farkında olmadan hızla ortaya çıkan tüm bilgilerin birikimidir. Çoğumuz kalbimizin sesini dinlememek konusunda çok başarılı hale geldik. Muhtemelen başımızı defalarca derde sokarak belki de uğrunda kıymetli şeyler kaybettiğimiz çılgınca anlara itekledi bizi. Şimdi ise tıpkı olması gerektiği gibi düşünen, acele etmeyen, kanıt toplayan ve yüksek zihinsel becerilerini sonuna kadar kullanan insanlar olmaktan ötürü kendimizle gurur duyuyoruz. Oysa bu yüzden bizim için çok önemli bir bilgi kaynağını kaybediyoruz. Kalbimizin sesini karar masasına davet edecek cesareti gösterebilmeliyiz, ona uymamız gerekmez, ne istediğini öğrenmemiz yeterlidir. Böylece onun inatçı ve sabırsız kuşkusuzluğunu mantıklı bir incelemeye tabi tutabiliriz.

Ölüm

Unutulması çok kolay olsa da kesin olan çok büyük bir gerçek vardır, o da bütün kararlarımızın acımasızca ilerleyen dev bir ölüm saatinin önünde meydana geliyor olmasıdır. Onun ritmini dinlemeli ve ürkütücü mesajını kalbimize işlemeliyiz. Ölüm fikrinin kendimize karşı sorumluluklarımızı vurgulamak ve toplumun bizden beklediği şekilde yaşama kaygılarımızı zayıflatmak gibi bir alışkanlığı vardır. Ölüm, hakikatimizi bulmayı sağlayan korkutucu bir araçtır. Ölüm, zorluklarla başa çıkmak için bize sapkınca bir özgüven ödünç verebilir. Bizi muazzam bir şeyden korkutarak yolumuzdaki daha küçük bir sürü engelden daha az korkmamızı sağlayabilir. Neredeyse karşılaştığımız her seçimi sonsuzluğun ve bağışlayıcılığın arabulucusuna havale ettiğimizde hayatlarımız bambaşka olacaktır. Ölüm fikri hayatlarımızdaki anlamı garantiler.

 karar verme 2

Tedbir

Ne zaman bir karar verecek olursak o zaman tedbirin sesine kulak vermemiz gerekir. Tedbir pasaklı giysilerle dolaşır ve alçak sesle konuşur. Bu gösteriş ve şatafat çağında, en ufak cazibeden yoksun olduğu su götürmez bir gerçektir. Her zaman istisnasız olarak karşımıza çıkan fırsatlara atlamamız gerektiğini hissetmemiz kolaydır çünkü hayat yeni şeyler denemekten ibarettir. Oysa öyle olmak zorunda değildir. Unutmayalım, Tedbir boğazını temizleyerek bize en yeni işletmelerin başarısız olduğunu, çoğu planın felaketle sonuçlandığını ve çoğu ilişkinin yalnızca bir önceki mutsuz ilişkimizin tekrarından ibaret olacağını söyler. Dahası, kaybedecek çok şeyimiz ve tutkularımızdan incinebilecek pek çok insan vardır hayatımızda. Bildiğimiz düşman her zaman bilmediğimiz düşmanlara yeğdir. Tedbir ödün vermeyi küçümsemez, bizim gibi kusurlu varlıklar için hiçbir ideal seçenek olmadığının farkındadır. Tedbir gerçekliğe her seferinde karşı çıkmama cesaretini gösterebilir.

Cesaret

Küçük yaştan itibaren, kuralları izlemeyi, sıramızı beklemeyi ve bizden beklendiği gibi, sorumluk taşıyan davranışlar sergilemeyi öğreniriz. Uslu çocuklar olmamız bizi bugün bulunduğumuz konuma taşımıştır. Hecelemeyi, araba kullanmayı ve iş dünyasında bir yer edinmeyi başarmanın başka bir yolu olmayabilirdi. Oysa şimdi tam aksi yönden gelen üstü örtülü bir risk olabilir; bizim hususi ilgilerimizi ve umutlarımızı gözetmeden kurgulanmış bir düzene gereğinden uzun süre sadık kalma riski. Cesaret sanatını güçlü bir biçimde yeniden öğrenmemiz, en mutlu yaşamlarda insanların beklenmedik ve tuhaf bir şey yaptıkları, büyük oynayıp kazandıkları bir dönüm noktası olduğunu hatırlamamız gerekir. Bazen, Tedbir maskesinin altında yalnızca zayıflık ve kendini kandırma örtüsüne bürünmüş bir korkaklık vardır. Cesaret ve Tedbir, iki tarafın da zaferine dair bir önkabul olmadan bunu kendi aralarında çözmelidir.

 karar verme 4

Ebeveynler

Başka herkesten daha uzun süre hayatımızdaydılar. Her zaman bizim için en iyisini bilmedikleri doğrudur. Ancak onların düşünme biçimlerini aklımızda tutmalıyız çünkü zaten oralarda bir yerlerde durur ve sürekli gizliden gizliye düşüncelerimizi ve planlarımızı etkiler. Her bir ebeveynimizin (eğer onları tanıyorsak) bize yapmamızı tavsiye edeceği şeyi doğrudan dile getirmeliyiz. Uzun süre önce ölmüş olsalar da, bu alıştırma zor olmayacaktır. Bizler muhtemelen onların en başarılı taklitçileri ve yorumcularıyız. Daha sonra sıra bu tavsiyeleri ayıklamaya geliyor. Bu tavsiyelerin pek çoğu aslında onlara hizmet eder. (Tuhaf olsa da) bizim düşüncelerimizle rekabet içinde olabilirler. Kendilerine karşı savunma gereği duydukları hatalar yapmış olabilirler; bizim kendi seçtiğimiz yolla mutlu olmamızı istememiş olabilirler. Fakat aynı zamanda en düşünceli anlarında bizim gereğinde fazla acı çekmememizi ya da onlara büyük bedeller ödeten hatalarını bizim de tekrar etmememizi canı gönülden isterler. Büyük karar anlarında, gerçek mirasımızda yani bu dünyaya bizden önce gelenlerin deneyimlerinde yeniden hak iddia etmeyi göze almalıyız.

Recent entries