Nasil Erken Emekli Olunur?

Çağımızın en yaygın ve el üstünde tutulan düşlerinden biri de ‘erken emekli’ olmaktır. İnternet siteleri, bu düşü gerçekleştirmemize, mali durumumuzu bu hedefe uygun şekilde yönetmemize, emekliliğimizi nerede geçireceğimiz ve sahile mi yoksa bir dağ eteğine mi yerleşeceğimiz konusunda karar vermemize yardım edecek vaatlerle doludur.

Ancak erken emekliliğe dair övgü dolu sohbetlerde, masum ‘emeklilik’ sözcüğünün tek başına bizim için yarattığı mucizeyi gözden kaçırırız genellikle. Bu sözcük aslında hayret verici bir başarıya imza atar: onu duyanların bir anlığına, toplumsal baskıları ve en derinlere nüfuz etmiş rekabetçi değerleri unutmalarını sağlar ve bu sözcüğü duymadığımızda yetersizlikle veya düpedüz tembellikle ilişkilendireceğimiz pasiflik hallerini son derece cazip kılar. 

erken emekli 1

Hayatının baharında işe gitmeye olan ilgisini kaybetmiş, terfi etmeyi umursamayan ve sürekli daha fazla para kazanmak için uğraşmayan biri günümüz dünyasında kaybeden biri olarak görülmeye mahkumdur. Ancak, bu kişi ‘erken emekli olmak’ istediğini ilan ederse, o zaman durum değişir. Bu noktada, bir anda gözümüzde büyüleyici ve bilge bir insana dönüşür. ‘Emeklilik’ sözcüğü devreye girdiğinde, artık bu kişinin çalışmayı bırakma sebebinin yetersizlik, kovulmak ya da zihinsel veya ruhsal bir zaaf olmadığını biliriz. İşlerinde muhakkak çok iyi olduklarına yalnız dikkatlerini daha tatmin edici, keyif veren uğraşlara odaklamayı özgür iradeleriyle tercih ettiklerine kanaat getiririz. 

Dikkat çeken bir nokta da günümüzde emekliliği  yalnızca iş dünyası için kullanmamızdır. Oysa bu emeklilik fikrine haksızlık etmek olur çünkü aslında bırakmamızın son derece önemli olduğu ama uyum göstermemiz konusunda başkalarından gelen yoğun baskı yüzünden devam etmeye mecbur hissettiğimiz pek çok şey vardır. ‘Emeklilik’ sözcüğünü onurlu ve saygın biri olarak görülmekten feragat etmek zorunda kalmadan iş dışındaki son derece önemli başka bazı etkinlikleri de bırakmamızı tanımlayan bir kelime olarak kullanmayı öğrenmeliyiz.

Aslında birçoğumuzun esas olarak iş dışında bir şeylerden emekli olmak istemesi ironiktir. Örneğin, geç biten gecelerden, tiyatroya gitmekten, sosyal medyayı kullanmaktan, yurt dışında tatil yapmaktan ya da yeni insanlarla seks yapmaktan emekli olmaya can atıyor olabiliriz. Partilerden ‘erken emekli’ olduğumuzu ilan etme fikrini bir düşünelim. Genellikle, biri her daveti geri çeviriyorsa ve evde kalmayı seçiyorsa, yalnız ve içe kapanık, muhtemelen insanlara uyum sağlayamayan biri olduğu düşünülür. Oysa sosyal hayattan ‘emekli olduğumuzu’ söyleyebilsek kararımız derhal bir asalet ve saygınlık kazanırdı. İnsanlara tahammül edemediğimiz ya da tuhaf veya sevilmeyen biri olduğumuz için bıraktığımız düşünülmezdi. Kokteyllerde zekice sohbetler yürütmekte harikulade bir başarı gösterdiğimiz halde bu tür şeyleri yeterince yaptığımız ve artık iki ya da üç kişiyle olan arkadaşlığımızı derinleştirmek veya tek başımıza yatağımıza uzanıp yeni bir dil öğrenmek istediğimiz için sosyal hayattan çekildiğimiz düşünülürdü. 

Aynısı maddi rekabetçilik için de geçerli olabilir. Etkileyici bir arabaya ya da büyük, lüks bir eve sahip olma arzularımızdan vazgeçip ‘tüketim toplumundan’ emekli olduğumuzu ilan edebilirdik. Böyle bir davranış normalde bir başarısızlık işareti olarak görülebilecekken, emeklilik sözcüğünü peşine taktığında ilgimizin bilerek ve isteyerek daha estetik ya da spiritüel yeni hedeflere yöneldiğini ima etmiş olurduk.  

Mevcut emeklilik kavramı, bir kişinin nereden emekli olabileceği konusunda da çok sınırlı bir hayal gücünden yararlanır. Genellikle, emeklilikle gözümüzde canlanan, bir kişinin tenis, bahçecilik ya da yelkencilik gibi hobilerine odaklanabilmesi ve belki daha ılıman iklimli bir yere yerleşmesi için çalışmayı bırakması şeklindedir. Oysa kendimizi hangi zincirlerden kurtaracağımız konusunda çok daha büyük düşünebiliriz: kendi zihnimizle daha iyi bağ kurabilmek için, yaratıcı potansiyelimizi geliştirmek için, kaygıyla başa çıkabilmek için ve belki de başka insanların hakkımızda ne düşündüğünü umursamasaydık nasıl biri olacağımızı keşfetmek için emekli olabiliriz. 

Emeklilikten söz ettiğimizde ayrıca kararımızın başkaları üzerindeki etkisini de hafifletebiliriz. İşten emekli olduğumuzda insanlar, onları yüz üstü bıraktığımızı düşünmezler; iş arkadaşlarımız muhtemelen bizim için bir parti düzenler, bizi tebrik eder ve bizi ne kadar özleyeceklerini söylerler. Benzer şekilde, toplumsal yaşamdan ya da ilişkilerden emekliliğimizi ilan ettiğimizde de bastırılmış bir nefret falan gütmediğimizi, yalnızca önceliklerimizi yeniden düzenlediğimizi açıkça ifade etmiş oluruz.

Gençlere verilen öğütlerin büyük ölçüde kariyere odaklanmış olması ironiktir. Daha olgun bir toplum, bunun yanı sıra gerekli kabul edilen ama daha yakından bakıldığında kişiliğimize hiç uymayan taleplerden de mümkün olduğunca erken emekli olunmasını teşvik ederdi.

Toplum, sürekli meşgul, rekabet içinde, karmaşık hayatlar sürmemiz için uğraşır. Bu çizgideki iyi niyetli tavsiyelere teşekkürlerimizi iletip kimseyi kırmadan, özlemini çektiğimiz daha sade ve daha yararlı hayatlara kavuşmak için, bize işkence gibi gelen bir sürü alandan emekli olduğumuzu ilan etmeliyiz.                                                                            

Recent entries