MUTSUZ BIR ERGEN OLMANIN ONEMI

Mutsuz olmak tümüyle tavsiye edilecek bir şey değildir ancak hayatımızda ruh halimizin haklı ve bazı açılardan önemli olabileceği bir dönem varsa bu aşağı yukarı 13-20 yaş arasıdır.

Eğer bu aralıkta epey ıstırap dolu bir içe bakış ve yoğun bir altüst olmadan faydalanmış olmasak sonraki altmış yılın başarılı ya da en azından tatmin edici geçmesini hayal etmek zordur.

mutsuz ergen 1

Ergenlikteki kederin ve öfkenin kökeninde, hayatın o güne dek sanılandan, ya da yetişkin dünyasının merhametli temsilcilerinin zannetmemize sebep olduğundan çok daha zor, daha absürt ve daha az doyurucu olduğunun farkına varmak yatar. Çocukluğun duygusal kalkanı düşüverir ve acı verici ölçüde kötü niyetli ama içtenlikle önemli bir dizi kavrayış bizi çarpar.

Başlangıç olarak, insan hiç kimsenin anlamadığının farkına varır.

Bu tam olarak doğru değildir ama elbette bir insan ne kadar karmaşıklaşırsa kolaylıkla ve hemen anlaşılması o kadar zorlaşır. Bu nedenle bir çocuk yetişkinliğe geçerken etrafındakilerin onunla tam olarak empati kurma ve içsel koşullarını süratle kavrama şansı hızla düşer.

Ergenlerin ilk tepkisi kendilerini eşsiz bir biçimde lanetlenmiş olarak düşünmeleridir. Fakat, şu daha iyi bir nihai kavrayıştır ki bir başkasıyla gerçek bir temas kurmak mümkün olsa da şaşılacak derecede enderdir. Bu, kişiyi çok sayıda önemli hamleye yönlendirir. İlk olarak, anlayan herkese yönelik daha uygun ve abartılı bir minnettarlığa. İkinci olarak, kendisini anlaşılır kılmak için daha fazla çabaya. Erken ergenliğin huysuz homurtuları, ilerleyen gençlik çağlarında şiirin, günlüklerin ve şarkıların muazzam söz sanatlarına yol açabilir. İnsanlığın bugüne dek üretilmiş en güzel iletişim eserleri büyük ölçüde civarda konuşacak kimseyi bulamayan insanların ürünü olmuştur.

Son olarak da, kişinin diğer insanlardan farklı olduğu duygusu, o dönemde acı verici ölçüde sorunlu olsa da, yeni bir neslin, var olan eski nesli derinlemesine sorguladığı ve titizlikle onun önüne geçtiği kritik bir anı temsil eder. 16 yaşında olup da her şeyi olduğu haliyle mükemmel bulmak korkunç biçimde kısır bir sonuç olurdu. Dünyanın ahmaklığını, yanlışlığını ve kötülüğünü kabul etmeyi reddetmek daha sonraki başarılar için bir önkoşuldur.

mutsuz ergen 2

Eğer kişi hayatının geri kalanında ilerleme şansına sahip olacaksa ergenliğin ortalarında sefil olmak dışında gerçekten bir alternatif yok gibi görünüyor.

Ergenlikteki bir başka kilit kavrayış da insanın anne babasından nefret etmesidir.

Yine de, ergen çocuklarının onlara dönüp avazları çıktığı kadar onlardan tiksindiklerini söylemesi anne babaların sevgi ve ilgisi için gerçekten muazzam bir övgüdür.

Bu, bir şeylerin ters gittiğinin işareti değildir. Çocuğun sevildiğini bildiğinin kanıtıdır. Gerçekten endişelenmeniz gereken ergenler, anne babalarının yanında yanlış davranışlarda bulunan ve tesadüfi sefaletlerinin acısını onlardan çıkaranlar değil, sevilmedikleri konusunda yanlış bir adım dahi atamayacak kadar endişeli olanlardır.

Diğer insanlara düzgün bir güven geliştirebilmek için, bazı örnekleri denemek, onlara insanın düşünebileceği en kötü şeyleri söylemek ve sonra kişinin yanında kaldıklarını ve onu affettiklerini görmek fazlasıyla önemli olabilir. Sağlam olabileceğine inanmak için sevgiyi kırmaya çalışan birkaç hamlede bulunmanız gerekir.

Elbette, bir de, insanın anne babası gerçekten pek çok açıdan sinir bozucudur. Fakat bu da önemli bir kavrayıştır. Eğer on dört buçuk yaşında ilk olarak kendi anne babalarımızda belirlediğimiz sorunları, hataları ve kusurları bir ölçüde telafi ediyor olmasaydık, asla evden ayrılıp da kendimiz anne baba olmazdık.

Ergenlik kederinin bir başka kaynağı da insanın zihnini bir anda çok fazla büyük sorunun doldurmasıdır, bilhassa: tüm bunların anlamı ne? Bu soru da oldukça hayatidir. Ergenlik çağındakilerin sordukları türde sorular, kötü bir şöhret edinmeye yatkındırlar ama bu, soruların kendilerinden çok, onlara nasıl cevap verildiğiyle alakalıdır. Hayatın anlamı nedir? Neden bu kadar acı var? Neden kapitalizm insanları daha adil ödüllendirmiyor? Ergenler doğal filozoflardır. Ergenlik aslında, bazılarının öne sürdüğü gibi, kişinin büyük sorular sormayı bırakıp günlük hayatla barışması ile sona ermez. İnsanlar, on yedi yaşında akıllarına saplanan büyük denebilecek sorular etrafında bütün bir hayat kuracak kaynakları ve zekayı elde ettiklerinde sona erer.

Sonuncusu ve en dokunaklısı, ergenlerin kendilerinden nefret etmeye olan yatkınlıklarıdır. Görünüşlerinden, konuşma biçimlerinden, bıraktıkları izlenimden nefret ederler. Bu sevilmenin tam tersi gibi gelir ama aslında bu yalnızlaşmış, kendinden nefret anları sevginin başlangıcıdır.  Bu hisler, bir gün, bizi kabul edebilen ve bizi geri isteyen o ender partnerin varlığında hissedeceğimiz coşkunun temeli olacak hislerdir. Önce tek başımıza ağlayarak uykuya dalmadan pek çok gece geçirmediğimiz sürece şefkat, bizim için bir şey ifade etmeyecektir.

mutsuz ergen 3

Doğa, öyle düzenlenmiş şeylere sahiptir ki acı çekmeden bazı kavrayışları gerçekten edinemeyiz. Esas fark, bir amaç için acı çekmek ile boş yere acı çekmek arasındadır. Ergenliğin tüm dehşetine karşın, onun zaferlerinden biri, bizde uyandırdığı acının, büyük ölçüde yetişkinliğin en hayati gelişimlerinde ve kavrayışlarında temellenmesidir. Bu büyüleyici ölçüde sefil birkaç yıl, bize acıların en iyisini sunduğu için kutlanmalıdır. 

Recent entries