Mutluluk Yerine: Eudaimonia

Eudaimonia Antik Yunanistan’da özellikle Platon ve Aristoteles tarafından çokça üzerinde durulmuş bir kelimedir. Daha güncel bir kullanımı hak eder çünkü çağdaş dilde çok önemli ve çok temel olan ama bir o kadar da yetersiz kalan ifadelerden birinin eksiklerini giderir: mutluluk.

Bugünlerde hayatlarımızın amacını dile getirmeye çalıştığımızda müracaat ettiğimiz kelime genellikle mutluluktur. Kendimize ve başkalarına işimizin, ilişkilerimizin ve günlük hayatımızın işleyişinin esas gerekçesini bir mutluluk arayışı olarak açıklarız. Bu kulağa masum bir fikir gibi gelse de bu ifadeye gereğinden fazla bel bağlamak bizi pek çok zor ama kayda değer durumdan kaçmaya ya da onları ciddi şekilde sorgulamaya eğilimli kılar.

Eudaimonia 1 

Antik Yunanlar hayatın amacının mutlu olmak olduğuna kesinlikle inanmıyorlardı; onlar asıl amacın ‘doyum’ olarak tercüme edilebilecek olan ‘Eudaimonia’ya ulaşmak olduğunu öne sürüyorlardı.

Mutluluğu doyumdan ayıran acıdır. Doyumlu bir hayat yaşamak ve aynı zamanda baskı altında hissedip fiziksel veya zihinsel olarak ıstırap çekmek, hayatın yükü altında ezilmek ve sık sık oldukça aksi bir ruh halinde olmak mümkündür. Bu, mutluluk kelimesinin kavramamızı zorlaştırdığı psikolojik bir detaydır; hem mutlu olup hem mutsuz olmaktan ya da hem mutlu olup hem de acı çekmekten söz etmek gariptir. Oysa bu kombinasyon Eudaimonia’nın vakur ve soylu harfleri arasında zaten mevcuttur.

Bu sözcük, zaman zaman mutluluk ve huzurla taban tabana zıt sonuçlar doğursa da hayatta kayda değer olan çoğu projenin peşinden gitmeye değer olacağına güvenmemiz için bizi cesaretlendirir. Mesleki yeteneklerimizi doğru biçimde keşfetmek, bir evi çekip çevirmek, bir ilişkiyi sürdürmek, yeni bir ticari girişim yaratmak ya da politika ile uğraşmak… bu hedeflerin hiçbirinin bizi her gün bir öncekinden daha neşeli ve güler yüzlü kılması mümkün değildir. Hatta bizi yoracak ve cesaretimizi kıracak, kışkırtacak ve yaralayacak her türlü zorluğun içine çekerler bizi. Yine de hayatımızın sonuna geldiğimizde her şeye rağmen bunları üstlenmeye değdiğini düşüneceğiz. Onlar sayesinde mutluluktan daha büyük ve daha ilginç bir şeye ulaşmış olacağız: bir fark yaratmış olacağız.

 Eudaimonia 2

Eudaimonia sözcüğünü öğrendiğimize göre artık acıdan muaf bir varoluşu hayal edip sonra da kötü hissettiğimiz için kendimize haksızca yüklenmeyi bırakabiliriz. Gülümsemekten daha önemli bir şey yapma çalıştığımızı biliriz: insan olarak sahip olduğumuz tüm potansiyelin hakkını vermek ve küçük olsa da önemli bazı açılardan türümüzü daha iyi hale getirmek için çabalamaktayız.

 

 

Recent entries