Kariyer Secimi Yapmanin Zorluklari

Beyinlerimiz kaçınılmaz şekilde kendilerini anlamak ve yorumlamak için donatılmışlardır. Kendimize ne yemek istediğimizi sorar gibi oturup iş hayatımızda ne yapmak istediğimiz sormamız yetmez. Bu durumda ‘Biz’ emekli olur, sessizleşir ve sorgu altında parçalara ayrılır. Zihinlerimiz en iyi ihtimalle kendilerine çekici gelen ya da onları ürküten belirli şeylere kesik sinyaller gönderirler. Kendimizi şunları söylerken bulabiliriz: ‘Ben yaratıcı bir şey yapmak istiyorum’ ya da ‘Bir kurum için hayatımdan vazgeçmek istemiyorum’; ‘Bir fark yaratmayı isterdim’ ya da ‘Anlamlı bir iş istiyorum.’

kariyer secimi zorluklar 1

Bu istekler mantıklı olsalar da gözü kara bir belirsizliğe sahiptirler. Bu istekler temelinde bir kariyer inşa etme beklentisi haklı olarak panik doğurabilir; sağlam bir planımızın olmaması bizi hızla başkalarının planlarının insafına bırakır.

Kendimizi ve son derece kalın kafalı görünen zihinlerimizi suçlamaya yatkınızdır.  Fakat güçsüzlüklerimiz benzersiz değildir. İnsanın düşünme organının basit bir sorununa özellikle stresli bir anda rastlarız. Zihinlerimiz doğrudan sorulan sorulara çok kolay yanıt vermezler. Biri bizden aşkın ne demek olduğunu ya da arkadaşlığı neyin oluşturduğunu söylememizi istese yine aynı çatlak yanıtlar ortaya çıkardı. Afallamış ve mağdur hissederdik. Az çok akla yatkın analizler ortaya koyamazdık hem de çarpıcı ve temel bir gerçeğe rağmen: Aşkın ve arkadaşlığın içeriği hakkında bir yerlerde pusuya yatmış fikirlerimiz kesinlikle vardır çünkü hepimiz bunların pek çok örneğini yaşadık.

kariyer secimi zorluklar 2

Kapsamlı ve oldukça etkileyici yanıtlar şekillendirmek için konuyla alakalı muazzam miktarda materyale zaten sahibiz. Çok fazla geçici düşüncemiz ve kavrayışımız oldu, sağlam yanıtları besleyebilecek iyi ve kötü durumlarla karşılaştık. Yine de deneyimlerimiz dayanıklı yanıtlarla kaynaşmaktan bir şekilde alıkonuyor. Sorun şu ki duyumlarımız zihinlerimizde darmadağın halde bırakılmışlardır. Onları toplayıp eleyemedik, bağlantıları ve evrimleri göremedik; her birinin bize ne söylediğini nasıl üst üste yığıldıklarını göz önüne alma cesaretine ya da yeterli zamana sahip değildik. Yine de daha marifetli ve özgüvenli hissetseydik mükemmel kavrayışlar ortaya koyma kapasitesine hepimiz sahip olurduk (büyük yazarlar dediğimiz insanlar en nihayetinde kendilerinin en uçarı, en havai, en utangaç düşüncelerini yakalamaları için gereken kelebek ağlarını kendi faydaları için kullanmayı bilen insanlardı.)

Bildiğimizin farkında olmadan bildiğimiz çok fazla şey vardır çünkü biz deneyimlerimizi bir araya getirme ve yorumlama konusunda eğitilmedik. Güzel bir şehir nasıldır? İdeal tatil nedir? İyi bir sohbet nasıl akar? Bu sorular kulağa ürkütücü gelebilir ama onlara verecek cevaplarımız zaten vardır çünkü hepimiz hafızalarımızın bir köşesinde, bir başkentin sokaklarında yürürken ya da yeni bir iklimde duyularımızın yeniden açıldığını hissettiğimizde veya arkadaşlarla oturduğumuz sofrada hissettiğimiz şefkati paylaştığımız anılara sahibiz.  Bilmediğimize olan inancımız yalnızca kendi kapasitemizi sistematik olarak küçümsemeye duyduğumuz eğilimin bir belirtisidir. Dokunaklı bir düzenlilikle içimizde varoluşun en önemli konularına değinme gücünü taşıdığımız gerçeğini inkâr ederiz.

kariyer secimi zorluklar 3

Bunun yerine korkudan ya da alışkanlıktan dolayı iç dünyamızı keşfetmekten vazgeçip gerçek izlenimlerimizin hakkını vermediğinden kuşkulandığımız bayağılıklara uzanır, gerçek hislerimizin karmaşık sözsüz bir biçimde bir yerlerde gizlendiğini hisseder, yine de içimizdeki sorgulayıcının bizi yalnız bırakacağını ve gidip bir başkasını yetersiz hissettireceğini umarız.

O halde, iş hayatlarımızda ne yapmak isteyebileceğimiz hakkında bir soruya doğrudan ya da düzgün bir cevap veremeyişimizde özel olan (ve dolayısıyla özellikle endişe verici olan) bir şey yoktur. Bu yalnızca zihinlerimizin kendisi üzerine düşünme konusundaki zayıflığının yalnızca bir örneğidir.

kariyer secimi zorluklar 4

Zihinlerimiz kolayca yanıt vermedikleri ama yine de cevap vermek için gerekli olan malzemeyi barındırdıkları için ilgili kanıtları bilinçli olarak toplamak, bir arşiv oluşturmak, yoğunlaşıp analiz etmek ve böylece başıboş düşüncelerin ve geçici duyusal izlenimlerin bir gün açık savlara dönüştürülebileceğinden emin olmak için zaman ayırmalıyız. Bunu yapmak birkaç karışıklık doğurabilir (bunlardan birazdan söz edeceğiz) ama başlamamıza asıl engel olan bunu yapmanın alışılmadık ve hatta gereksiz olacağına dair duyduğumuz melankoli hissidir. Çalışmaya dair özelliklerimizi anlamak için yapacağımız araştırma zihinlerimizin doğal belirsizliğini ve düşünsel müşkülpesentliğini kabullenmekle başlar, tabi gizli zihinsel eğilimlerimizin utanç verici ya da herhangi bir bireysel zayıflığın işareti olduğu hissinin ağına düşmeden. İş hayatımızda ne yapabileceğimiz sorusuna değinirken sağlam bir cevabın büyük kısmının zaten içimizde olduğuna inanacak özgüvene sahip olmalıyız. Fakat ilerleme kaydetmenin en iyi yolu bir sonuca varmak için acele etmemeye çalışmaktır çünkü bir yanıta katkıda bulunabilecek veriler içimizde doğru şekilde etiketlenmemişlerdir; bizi yönlendirme konusunda kendi doğasını ve potansiyelini bilmezler ve unutkanlığın tuzaklarından kurtarılmaları gerekir. Nasıl bir iş yapmamız gerektiğine dair hâlihazırda büyük miktarda bilgi ve deneyim edindiğimize ama bunların doğrudan fark edemeyeceğimiz kılıklarda ortaya çıktıklarına sabırla güvenmeliyiz. Bunun yerine, orada olduğu sürece bilgi, kariyer yeteneğinin o mükemmel göstergelerinde kodlanmıştır: paralı bir işe benzer her şeyden tümüyle bağımsız görünen küçük görev ve zorluklar karşısında hissettiğimiz ayırt edici haz, heyecan ya da hoşnutsuzluk duyguları.

kariyer secimi zorluklar 5

Çelişkili bir biçimde daha tatmin edici yeni bir işe bizi yönlendirme konusunda tipik olarak en faydalı olan şeyler işle ilgili geçmişteki doğrudan düşüncelerimiz değildir. Esas soru sevebileceğimiz iştir, yaptığımız iş değil ve bu yüzden, aceleyle bir kariyer planı oluşturmaya geçmeden önce sevdiğimiz şeyleri ve onları neden sevdiğimizi daha iyi öğrenmeliyiz. Kariyerimize dair tesadüfi kavrayışların olduğu o depoya odaklanarak başlayabiliriz: yani çocukluğumuza. Bu uzun ve şimdi belki de bize uzak gelen yıllar süresince özellikle heyecan dolu çarpıntılar hissettiğimiz oldu mu? Zihinlerimizin rahatlamasına ve en ufak tesadüfi detaylara kendisini bırakmasına izin vermeliyiz. Belki eski evde (o zamanlar sekiz yaşında olmalıyız), yatak odasının zemininde uzanıp renkli bir kâğıt destesinden kağıt parçaları kesip bunlardan dalgalı şeritler oluşturmak hoşunuza gidiyordu.

Bazen özellikle boş bir kâğıt parçasına düz çizgiler çizmekten hoşlanırdınız. Belki bilhassa önünde sarı daire desenleri olan jilenize bayılıyordunuz veya küçükken bazen kaldığınız bir otelin bahçesindeki karaçalıların etrafında koşuşturmayı çok seviyordunuz; ya da odanızın fazlaca düzenli olması sizin için çok özel bir durumdu. Okulda eşli bir çalışma yapmak sizin için (belki de) berbat bir şeydi ve eşleştiğiniz kişi sunum belgesinin boyutu ve biçimi ya da slaytların sırası konusundaki fikirlerinizi kabul etmezdi. Veya bazı insanların saçlarını her zaman dikkatlice fırçalamalarından nefret ederdiniz ya da bir arkadaşınızla hayali çöl adanız hakkında sohbet etmek çok hoşunuza gitmişti.

kariyer secimi zorluklar 6

Böyle anılarda, içten duygularımızın tarihinde yer alan temel olayları kavrarız. Tam olarak ne olduğunu bilemediğimiz bir şey bizi güzelliğiyle ya da boğuculuğuyla vurur. Bu mütevazı anlar, içimizde hala aktif olabilen ama işler durumda olmayan, mizacımızdaki temel eğilimlerin ipucunu verir. Yavaş yavaş ilerlememiz gerekecektir. İyi bir iş yaşamı için önemli bir rehber işlevi görebilecek, doğamızdaki temel malzemelerden bazılarını ortaya çıkarmak ve tanımlamak için aylar süren özenli bir düşünme sürecine girmemiz gerekebilir. İncelememiz gereken yalnızca geçmiş değildir. Şimdiki hislerimizi de toplamalı ve analiz etmeye başlamalıyız. Zihin yeni oluşan otobiyografisini her birkaç saatte bir temizlemeye eğilimli olduğu için elimizin altında bir defter bulundurmalıyız ki böylece bir duyguyu yakalayıp daha sonra ona geri dönebilelim, kaydettiğimiz diğer deneyimlerle bağlantılar kurmaya teşebbüs edebilelim. Fundalıkların arasında uzanıp nadir bir göçmen kuşun görüş alanına girmesini bekleyen bir kuşbilimcinin sabrıyla ilerlemeliyiz. Belki de veri toplamanın özenli bir yöntemine en marifetli şekilde öncülük eden insanlar yazarlar olmuştur. Bu insanların neredeyse tümü defter tutmuşlardır; çok fazla şey hissettikleri için değil (sürekli hissetme hali evrenseldir) ama açıkça küçük görünen fikirlerinin ne kadar değerli olduğunu anladıkları ve beyinlerimizin unutkan eğilimlerinin bedelinin farkında oldukları için.

kariyer secimi zorluklar 7

19. yüzyılda yaşamış büyük Fransız romancı Balzac tam bir not alma bağımlısıydı. İnsanın karakteri özellikle de insanların sergiledikleri hareketlerin ve yüz ifadelerinin onların kişilikleri hakkında çok önemli şeyler açığa vurması onu büyülüyordu. Bu temayı göz önüne alarak Paris’in sokaklarında gördüğü ya da ofislerde ve akşam yemeklerinde tanıştığı insanları devamlı gözlemlemeye başladı. Defteri bize şunları anlatıyor.

‘Hareketleri bütün kişiliğine eşit olarak dağılmamış, heykel gibi her adımda tek bir blokta ilerliyor.’

‘Bir despot gibi yürüyor: en ufak hareketlerinde tehdit edici bir güvenlik ve güç iması var. ’

‘Haşin bir hareket bir kötülüğe ihanet ediyor.’

‘Karısının öyle bir gezinişi var ki hiçbir şeyi açığa vurmadan her şeyi gözler önüne serebiliyor.’

Fakat Balzac burada durmadı. Bu deneyim anları, o nerede faydalı olacaklarını bulmadan rollerini gerçekten onurlandıramıyorlardı. Onun durumunda bu, onlara öykülerinde bir yer bulmak anlamına geliyordu. Bu çaba çok sınırlı görünse de aslında herkes için geçerli bir göreve rast gelmişti. Kurgusal bir eseri değil çok daha önemli bir şeyi, gelecekteki iş hayatlarımızın kumaşını şekillendirecek olan malzemeye dair binlerce çeşit ipucu sunan hislerimizi yakalamalı ve analiz etmeliyiz.

kariyer secimi zorluklar 8

Şimdiye kadar hislerimizi topladık. Bir adım daha var. Zihin, bu hislerin ifade ettiklerinin her zaman dolaylı olduğunu aklında tutarak onlardan dışarı doğru bağlantı kurmalı ve genelleme yapmalıdır. Örneğin, Bir dergi okumanın verdiği hazdan doğrudan bir dergi için çalışmaya başlamamız gerektiği sonucunu çıkarmamalıyız. Bir aktiviteden aldığımız tatmin, önümüzdeki hakiki seçenekleri doğruca açığa vurmak için daha yakından incelenmeyi hak eder. Doğru şekilde değinildiklerinde, dergi okumaya dair hislerimiz kalıcı olarak ticari yayımcılıkta bir kariyerin mesleki yapısıyla ilişkilenmeyen bir sürü makul hissi içerir: bizi çeken kâğıt hamuruyla ilgili bir şey de olabilir, iç mimari resimleri ya da sorunlu sayfalardaki renk tonları veya geçmişimizdeki bir boşluğu telafi etmeyi vadeden dinamik atmosfer de. Bunlar biz bir dergiyi okurken ortaya çıkmış olabilir ama özellikle dergi ile ilişkili olmaları gerekmez. Başlangıçtaki analizlerimiz, hislerimizin gerçek manasına çok hızlı geçmiş olabilir ve bu da bizi tehlikeli ölçüde yanlış yönlere götürebilir. Aslında, düzgünce incelediğimizde hislerimiz bizi dergilerle hiçbir alakası olmayan bir kariyere teşvik edebilir: belki bir kırtasiye üretim firmasına, psikoterapi alanına ya da bir endüstriyel tasarım stüdyosuna daha uygun olabiliriz. Bizi bu kariyerlere yönlendirmek için gereken bilgi, Bella ya da EvBahçe dergisinin eski sayılarında kendini gösterebilir.

Kendimizi ve başaklarını belirli mesleklerle birlikte düşünmek konusunda uzun süre çok dikkatli olmamız gerektiği gibi, daha çok mesleklere içindeki niteliklere odaklanmamız gerekmesinin sebebi kısmen budur. ‘Grafik tasarımcı’ ya da ‘öğretmen’ gibi sonuçlara atlamak yerine, mümkün olduğunca uzun süre mesleklerin içeriğindeki olası hazlarla yetinmeliyiz, örneğin: düzen, liderlik, anlam, sakinlik, ekip ruhu…

kariyer secimi zorluklar 9

Bu noktada bir iç konuşma fikrini yardıma çağırmamız gerekli. Biz ilerleme kaydederken zihnimizin bir yanı, diğerini cömertçe ama inatla sorgulamalıdır. Gözlemci benliğimiz günlük, hisseden benliğimize şunu sormalıdır: ‘demek bu hoşuna gidiyor, peki bu deneyimde sana gerçekten haz veren şey neydi, her şey değildi, belirli bir şeydi. Biraz daha detayına inebilir misin?’ Hisseden benlik de şöyle diyebilir: ‘Bilmiyorum, emin değilim. Sadece hoşuma gidiyordu.’ O zaman gözlemci benlik geri döner ve şöyle der: ‘bir daha dene. Emin olmaman sorun değil, başka bir yaklaşım deneyeceğiz. Benzer ama tam olarak aynı olmayan bir şeyin olduğu başka bir zamanı hatırla. Bunları kıyasla bakalım.’ İşte böyle gittikçe başlangıçtaki ipuçları bizi gerçekten mutlu eden ya da sinirlendiren şeyler hakkında içerdikleri bilgilere ulaştıracaklar. Böylece iş konusunda ideal olarak kim olmamız gerektiği ve kim olabileceğimizi anlama yolunda bizi ileri götüren bir yol oluşmaya başlayacak.

Gelecek konusundaki fikirlerimizi içeren yalnızca güzel hislerimiz değildir. Kıskançlık da, beklenmedik ama yaşamsal bir rehberdir. Utanç, kıskançlık hislerine verdiğimiz doğal bir tepkidir. Fakat kıskanç anlarımız yüzünden utanç duymak, bizi onları bastırmaya teşvik etme ve böylece onlardan çok önemli bir ders çıkarma şansını kaybetme tehlikesi taşır. Kıskançlık ne kadar rahatsız edici olsa da bu duyguya göğüs germek bir kariyer yolu belirleyebilmek için vazgeçilemez bir gerekliliktir; kıskançlık, hayatımızın geri kalanıyla ne yapmamız gerektiği hakkında, kişiliklerimizin karmaşık ama önemli kısımları tarafından gönderilen çarpıtılmış mesajlar içeren bir çağrıdır ve bizi önemsenmesi gereken bir eyleme çağırır. Düzenli kıskanç ataklar olmadan ne olmak istediğimizi bilemeyiz. Kıskançlığımızı bastırmaya çalışmak yerine onu araştırmak için her çabayı göstermeliyiz. Kıskandığımız her insan olası geleceğimizi tasvir eden yapbozun bir parçasına sahiptir. Bir gazetenin sayfalarını çevirdiğimizde ya da radyoda eski okul arkadaşlarımızın kariyer hamlelerine dair güncel haberleri duyduğumuzda aldığımız kıskanç ipuçlarından derlenen bir ‘gerçek benlik’ portresi bizi beklemektedir. Duygudan kaçmak yerine, kıskandığımız her şey hakkında temel ve kurtarıcı bir soru sormalıyız, sakince: ‘Buradan ne öğrenebilirim?’

kariyer secimi zorluklar 10

Kıskançlığımıza gerçekten kulak versek de genellikle kıskançlığın bilgeliğinden yararlanma konusunda zayıf öğrenciler olarak kalırız. Bazı insanların bir bütün halinde kıskanmaya başlarız, oysa onların hayatlarını analiz etmek için bir an ayırsak bizde yankı uyandıranın aslında başardıklarının yalnızca küçük bir kısmı olduğunu fark eder ve sonraki adımlarımızı buna göre yönlendirebiliriz. İstediğimiz, restoran sahibinin bütün hayatı değil yalnızca bir kuruluşu güçlendirme yeteneği olabilir. Ya da gerçekten bir çömlekçi olmak istemiyor, ama orada gördüğümüz eğlenceyi kendi iş hayatımızda da bulmak istiyor olabiliriz. Unutma tehlikesinde olduğumuz şey hayranlık duyduğumuz niteliklerin tek bir çekici yaşama ait olmadığıdır. Sayısız başak yerde ok daha az, daha zayıf (ama hala gerçek) dozlarda bulunabilir, arzu ettiğimiz hayatların daha idare edilebilir ve daha gerçekçi versiyonlarını yaratma olasılığının önünü açabilirler.

Hayatımızın her yanına yayılmış, açıkça küçük görünen tatmin ve sıkıntı anlarında gizlenen kavrayışları açığa çıkarmayı öğrenmeliyiz. Zihinlerimizin gerçekten ne kadar bulanık olduğunu ve geleceğimiz hakkındaki karmaşık ama son derece önemli soruların yanıtlarını bir araya getirmenin bizim için ne kadar zahmetli olduğunu bir kez gördüğümüzde yeni bir bakış açısı kazanabiliriz. Kariyer analizimizin zaman alacağını, bir sürü aşaması olduğunu, aceleci bir cevaba uzanmanın geri tepebileceğini ve insanın yeryüzündeki kısa hayatının geri kalanında en doğru şekilde ne yapması gerektiğini bulmanın garip bir biçimde büyüleyici, zarif ve soylu bir görev olduğunu görmeye başlarız.

Kariyer potansiyelimiz hakkında esaslı bir iç görü edinmenin pratikleri üzerine çalışacağımız “Banu Kanıbelli ile Yeni Kariyer Potansiyelimizi Nasıl Belirleriz” dersi Ana Müfredat kapsamında 2 Ekim Çarşamba akşamı Joint Idea Kanyon'da. Detaylı bilgi ve bilet için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz:

https://www.theschooloflife.com/istanbul/program/herey/kariyer-potansiyelimizi-nasil-belirleriz/

Recent entries