Itirafin Önemi

Kendimizi daha iyi anlayabilen ve acı içindeki ruhlarımızı sakinleştiren şeylerin kıymetini bilen insanlar olabilseydik itirafın gücünü çok daha fazla ciddiye alırdık. Düzenli olarak, en azından haftada bir, en mahrem, tehlikeli, acınası ya da korkutucu düşüncelerimizi konuşarak içimizi boşaltmanın hayattaki en kurtarıcı, en iyileştirici faaliyetlerden biri olduğunu fark ederdik.

 itirafn onemi 1

Daha iyi bir dünyada, her şehirde ve her köyde, her otoyolda ve herkesçe bilinen tüm yapılarda uygun bir fiyata ve gürültüden uzakta, nazik bir insanla oturup ona dertlerimizi açarak bütün sorumluluklarımızdan kaçabildiğimiz yerler olurdu ve ona her şeyi anlatırdık: yaptığımız kötülükleri ve hatta daha çok yapmayı düşündüğümüz kötülükleri. Cinsellikten söz ederdik elbette ama aynı zamanda kıskançlıktan, kabalıktan ve kayıtsızlıktan, başarısızlıktan, cesaretten, çılgınca idealize ettiğimiz değişim umutlarından da söz ederdik. Partnerimizin kız kardeşiyle ve işyerinde birlikte olmamızın tümüyle uygunsuz kaçacağı biriyle yatmak istediğimizi anlatırdık. Kütüphanedeki, bize çok yasak gelen birinden nasıl tahrik olduğumuzu ve havuzdayken etrafı yapmamamız gereken bir şekilde izlediğimizi itiraf ederdik. Ailemizi terk etmek ya da işimizi bırakmak düşüncesinin aklımızı çeldiğini ortaya koyardık. Tamamen bitkin ve üzgün olduğumuzu ve bazen yalnızca uzanıp ağlamak istediğimizi söylerdik. Bir gazetede yayımlanacak olsa bize gülünmesine, aşağılanmamıza ve kibar toplumdan sonsuza dek dışlanmamıza sebep olacak şeyler itiraf ederdik ve ardından kendimizi çok iyi hissederdik, belki de gazetenin ahlaki standartlarına göre yaşamanın bizi en başında hasta eden şey olduğunu bize nihayet öğretebilirdi.

 itirafn onemi 2

Üstelik işimiz bittiğinde, dost canlısı dinleyicimiz bize sonsuz bir nezaket ve anlayışla bakarak şöyle derdi, anlıyorum. Bu yeterli olurdu ve her şeye değerdi. Dinleyicimiz şaşırtılamaz olurdu, insanoğlunun çılgınlıklarının kaynaklarını derinden anlarlar ve ruhlarında muazzam bir incelik ve cömertlik taşırlardı. Hepimizin var olma hakkımızdan mahrum kalmadan çıldırabileceğini bilirlerdi. David Attenborough, Montaigne ve Anthony Hopkins’in sesine sahip bir Tanrı üçlüsünden oluşan bir haç gibi olurlardı.

Yüzyıllar boyunca, itirafın işlevi Katolik inancı tarafından ele geçirilmişti. Pek çoğumuz kusurlarından dolayı dine o kadar düşmanca yaklaşıyoruz ki bazı önerilerinin ne kadar zekice olduğunu gözden kaçırıyoruz. Küçük kapalı bir alan, düzenlilik, isimsizlik, çok fazla şeyi içerde tutmaktan hasta olduğumuzun farkına varmak, insanlara kendilerini ortaya dökme şansı tanımanın önemi ve sevgi dolu bir atmosfer içinde olgunlaşmak; tüm bunları rahipler anlamıştı ve bizler büyük ölçüde unuttuk.

 itirafn onemi 3

Modern dünyada bunun yerini alan bir şey var elbette: Terapist. Terapinin neden ‘işe yaramadığına’ dair pek çok öfkeli tartışma yürüse de, çok başarılı bir şekilde yerine getirdiği bir işlevin olduğu tartışılmazdır. Bir ya da iki öğün yemek fiyatına, bir terapiste en canice, en uygunsuz, en kabul edilemez, en aşağılayıcı, en trajik düşüncelerimizi anlatabiliriz ve tüm bunlar yalnızca anlayışla, koşulsuz bir kabullenişle ve merakla karşılanır. Kelimenin tam anlamıyla, hayat kurtarıcı olabilir.

 itirafn onemi 4

Çoğumuz kötü insanlar değiliz ama pek çoğumuz çok kötü insanlarmışız ve kesinlikle çok tuhaf pek çok şey düşünmüş ya da yapmışız gibi hissederiz. Oysa anormal ya da affedilemez, iflah olmaz ve anlaşılmaz değiliz. Yalnızca son derece dar bir normallik kavramına ve neyin hoş görülebilir olduğuna dair oldukça cezalandırıcı bir düşünce yapısına sahibiz.

Doğru terapisti, rahibi ya da belki arkadaşı bulmak her zaman kolay değildir. Fakat bulamadığımız takdirde hayatımızda açılacak olan boşluğun farkına varmamız gerekir. Düzenli itiraf fırsatlarına ihtiyacımız vardır aksi halde içimizde tuttuğumuz tüm sırlar ve yargılanma ve mahkum edilme korkuları yüzünden boğulabiliriz. Başka bir insanın biz olmaktan kaynaklana karmaşık mahrem ve bazen çaresizce uygunsuz olan gerçekliği tanımasına izin verme fırsatına ihtiyacımız vardır.

 

 

Recent entries