Insanlar Evrim Gecirmeye Devam Ediyor mu?

Evrim, modern dünyayı etkileyen en büyük fikirlerden biriydi. 19. yüzyılın unutulmaz bilim insanı Charles Darwin tarafından ortaya konmuştu.

Darwin’in teorisi kısmen genlerin mutasyon geçirme eğilimine odaklanıyordu. Bir kurbağa, bir mikrop veya bir zürafa gen mutasyonu geçirdiğinde bu, genellikle içinde bulundukları ortama ayak uyduramayacakları ve ölecekleri anlamına gelir.

Ancak arada sırada, tamamen şans eseri olarak, mutasyon onlara bir avantaj sağlar ve onları adaptasyon konusunda daha başarılı kılar. Mutasyon, genler aracılığıyla sonraki nesillere de aktarılır ve onlar da ataları ile aynı avantaja sahip olarak bu başarıyı nesiller boyunca aktarmaya devam ederler.

 insanlar evrim 1

Charles Darwin

Ancak gen mutasyonunun en temel özelliği zaman almasıdır: hem de çok uzun zaman. İlk hücrelerden bugün olduğumuz homo sapiens türüne evrimleşmemiz yaklaşık 3900 milyon yıl sürdü.

Dolayısıyla genetik mutasyonun şu anki insan yaşamında önemli bir etken olmayacağı konusunda emin olabiliriz.

Ancak Darwin’in Evrim teorisinin bir o kadar ilginç ikinci bir kısmı daha vardı ve Çevreye Adapte Olmaya odaklanıyordu.

Darwin bir çevre değiştiğinde, türe ait bir özelliğin avantajdan dezavantaja (veya tam tersine) dönüşebileceğine dikkat çekmişti.

1811 yılında gelişmekte olan Manchester’daki güveleri incelediği ünlü araştırmasında, tek bir siyah kanatlı güve kayda geçirmemişti.

Bundan 37 yıl sonra, 1848’de, başka bir araştırma bu canlılardan muazzam bir sayıda bulunduğunu belgelerken çok daha az sayıda beyaz kanatlı kelebek kaydedilmişti.

Darwin’in keşfi basitti: Manchester’ın büyük bir sanayi şehri olarak yükselişi atmosferdeki is miktarının artmasına ve ağaç gövdelerinin renklerinin koyulaşmasına neden olmuştu.

Bunun sonucunda beyaz kanatlı güveler avcılarının, örneğin kuşların, daha çok dikkatini çekmeye başlarken siyah kanatlı olanlar çok daha etkili bir biçimde kamufle olabiliyorlardı.

 insanlar evrim 2

Darwin, çevredeki değişikliklerin türlerin hangi üyelerinin hayatta kalıp çoğalabileceğini dramatik bir biçimde değiştirebildiği sonucuna vardı.

Bu kural insan yaşamında da kendini gösteriyor. Üreme potansiyelimizi etkilemese bile sosyal hiyerarşiyi değiştiriyor.

Örneğin, çağımızın klasik örneğini düşünelim: zeki ama sosyal becerileri zayıf karakterlerin yükselişi. Uzağı görememe, çekingenlik, zayıf kas gelişimi, karmaşık soyut süreçlere dair saplantılı bir ilgi ile karizma ve sosyal becerilerde eksiklik eskiden başarısız bir hayatın formülü olabilirdi. Çünkü tarih boyunca hayata tutunabilmek büyük ölçüde güçlü kaslara ve belirli bir grup ya da aile ile kuvvetli işe yarar bağlara sahip olmanıza bağlıydı. Cılız, yalnız, içe dönük insanlar son derece dezavantajlı bir konumdaydı. Ancak 20. yüzyılın son çeyreğinde teknoloji endüstrisi bu tür karakterlerin hayli avantajlı olacağı bir çevre yarattı.

 insanlar evrim 3 

© Flickr/wetwebwork

İnsan ırkı artık evrimleşmiyor (ya da önemseyemeyeceğimiz kadar yavaş evrimleşiyor). Ne var ki çevremiz çok hızlı değişiyor ve bu, bazı karakter özelliklerini ödüllendirirken başkalarını da cezalandırıyor. Gen mutasyonu göze çarpacak bir unsur olmasa bile evrimin çok temel bir dinamiği olan Çevreye Adaptasyon hala devam ediyor. 

Bazılarımız Sanayi Dönemi Manchester’ındaki siyah kanatlı güveler gibiyiz; büyük zekaları, kendini disipline edebilmeyi ve mantığı ödüllendiren yeni dünyaya adapte olmak için ideal özellikleri taşıyoruz. Diğerlerimiz ise, yani çoğumuz, isli bir dünyadaki beyaz güveler gibiyiz:

– az yemekte

– gerçek tehditleri temelsiz kaygılardan ayırt etmekte

– tüm günü bir ofiste, bilgisayarın önünde geçirmekte

– porno alışkanlığımızı kontrol altında tutmakta

– tek eşlilikte

– ve şirketlerin cam kuleleri içinde büyük projeler üzerinde iş birliği yaparken kendi isteklerimizi ve önceliklerimizi yıllar sonrasına erteleyebilmekte zorlanıyoruz.

Zamana uyamıyorsak da kendimize şefkat gösterebilmeliyiz. Biyolojimiz bizi, evrimleştiği zamanlarda son derece makul olan bir dizi bilişsel alışkanlıkla (şeker, seks, güç, kaygı ve heyecanla ilgili alışkanlıklarla) donattı. Ne var ki bunlar modern dünyadaki verimliliğimize engel oluyor. Evrim teorisini anlamak, kendimize zarar veren bazı şeyleri neden yaptığımıza biraz daha anlayışla yaklaşmamızı sağlamalı.

Evrimle ilgili ilk yazılarını yazdığında Charles Darwin insan doğasını aşağılamakla suçlanmıştı. Karikatürcüler onu bir insansı maymun olarak çizmeye bayılıyorlardı.

 insanlar evrim 4 

Oysa Darwin insanlara son derece faydalı işler yaptı. Bize, aslında artık hiç ihtiyacımız olmayan ama kolayca da kurtulamadığımız birçok yük taşıdığımızı hatırlattı. Modern yaşam bizden altından kalkması gerçekten zor şeyler talep etti. Hepimiz, pek çok elverişsiz ama derinlere işlemiş eğilimlere sahibiz. Tam da bu yüzden, başkalarına ve kendimize karşı biraz daha affedici olabilmeye her zaman ihtiyacımız var.

Recent entries