İliskilerin Özünde Ne Olmalidir?

Bir ilişki içinde belirli bir süreyi doldurmuş pek çok insan, hayatını paylaşmayı seçtiği kişiye dair çok fazla hayal kırıklığına ve hüsrana uğradığını itiraf edecektir. 

Bu insanlardan biraz daha detay isteyecek olsaydık bir liste yapmak konusunda büyük olasılıkla hiç zorlanmazlardı ve partnerleri hakkında şu tür şeylerden şikayet edebilirlerdi:

  • Sinir bozucu ailesine çok bağlı
  • Salon dekoru konusunda aynı zevki paylaşmıyor
  • Kamp tatillerini sevmiyor
  • Her Çarşamba akşamı tenis oynuyor, ne olursa olsun
  • Fas yemeklerini beğenmiyor
  • 19 yüzyıl Rus romanlarıyla ilgilenmiyor
  • Durduk yere gülüp duran bir arkadaşı var
  • Yapboz seviyor
  • Kahvesini kenarında ‘1984’ yazan büyük bir kupadan içiyor
  • Her cümlenin kelimenin başına ‘aslında’ eklemek gibi bir alışkanlığı var hem de aslında hiç gerek yokken

Liste uzayıp giderken iç geçirirler; partnerlerini hala çok sevmelerine ve birlikte mutlu olmak istemelerine rağmen artık bu ilişkiyi yürütmek neredeyse imkansız hale gelmiştir.  

Hüsranı yaratan şey talihsizce budalanın birine aşık olmuş olmaları değildir. Hüsranın sebebi bir ilişkinin nasıl olması gerektiği konusunda gereksiz ölçüde karmaşık fikirler edinmiş olmamızdır. Bize, aşkın iki hayatın neredeyse tamamen bir hale gelmesi anlamına geldiği anlatıldı: birbirini seven bir çiftin aynı evde yaşamasını, her gece birlikte aynı sofrayı paylaşmasını, her gece aynı yemeği yemesini, aynı yatağı paylaşmasını, aynı saatte uyuyup uyanmasını; yalnızca birbirleriyle sevişmelerini (ya da yalnızca birbirlerini arzulamalarını), birbirlerinin ailelerini düzenli olarak ziyaret etmelerini, bütün arkadaşlarının ortak olmasını ve herhangi bir anda neredeyse her konuda aşağı yukarı aynı fikirde olmalarını bekliyoruz.  

 iliskiler neyle ilgili 1

Bu, güzel göründüğü kadar, başka bir insana karşılanması imkansız bir beklenti yükleyen korkunç bir tablo da aynı zamanda. Partnerimizin bizim için her anlamda doğru kişi olması gerektiğine ve eğer değilse o zaman öyle olmaya ikna edilmesi ve özendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Fas mutfağından Natasha ve Pierre gibi adları olan karakterlerle dolu uzun kitapları okumaya kadar bizim sevdiğimiz her şeyi seven ideal bir varlığın peşindeyiz. Bu menünün dışındaki her şey de aşkın amacına bir ihanet olarak yaftalanmaya mahkum oluyor.

Ancak başka bir perspektif daha var: ilişkileri asıl tatmin edici kılan şeyin ne olduğunu aklımızda bulundurursak, bu kadar karmaşık ve iddialı olmalarına gerek kalmaz. Tüm fazlalıkları atarsak geriye gerçekten birinden istediğimiz üç temel şey kalıyor: 

Şefkat: Kusurlarımıza nezaketle yaklaşan ve bizi olduğumuz gibi bağrına basan bir partner.

Ortak kırılganlık: Bize dengemizi şaşırtan kaygılar, endişeler ve sorunlar konusunda açık olabileceğimiz biri; sürekli güler yüzlü ve iyi görünmek zorunda olmadığımız biri; yanında zayıf, kırılgan ve dürüst olabileceğimiz ve bizim yanımızdayken kendisi de aynen böyle olabilecek biri. 

Anlayış: Zihnimizin bazı tuhaf özelliklerine, örneğin, takıntılarımıza, tuhaf meraklarımıza ve dünya görüşümüze ilgi duyan, onları anlayabilen ve bizim de aynı şekilde kendisini anlayabildiğimiz biri.

Eğer ilişkimiz bu üç önemli unsuru taşıyorsa, sevildiğimizi hissederiz ve diğer alanlarda ortaya çıkan farklılıklar ne olursa olsun mutlu oluruz. Belki partnerimizin arkadaşları ya da rutinleri pek hoşumuza gitmez ama yine de memnun oluruz. Aynı şekilde, bu duygusal unsurlar eksik olduğunda, Avrupa edebiyatının her bir detayı, iç mekan tasarımı veya toplumsal varoluş hakkında fikir birliği içinde olsak bile yine de yalnız ve terk edilmiş hissederiz.

Bir ilişkinin nasıl olması gerektiği konusundaki beklentilerimizi sınırladığımızda pek çok ilişkiye musallat olan tiranlığın ve anlaşmazlığın üstesinden gelmiş oluruz. İyi, basit ama yine de sevgi dolu bir ilişki, geleneksel çerçeveden bakıldığında çok farklı görünebilir. Birlikte çok fazla sosyalleşmiyor olabiliriz. Birbirimizin ailelerine nadiren rastlıyor olabiliriz. Maddi koşullarımız ancak ufak konularda örtüşüyor olabilir. Farklı yerlerde yaşıyor ve haftada yalnızca iki kez buluşuyor olabiliriz. Birbirimizin cinsel hayatına dair çok fazla soru sormuyor olabiliriz. Ancak birlikte olduğumuzda bu son derece ödüllendirici olur çünkü şefkatli, kırılgan ve anlayışlı olmayı bilen birinin yanında oluruz.

İki insan arasındaki bağlantının derin ve önemli olmasının en temel sebebi varoluşun her pratik detayında ortaya çıkmıyor olmasıdır. Bir ilişkinin nasıl olması gerektiğini sadeleştirerek ve daha açık hale getirerek, rutinler, arkadaşlar ve tatil planları üzerine gereğinden daha karmaşık çatışmalara girmekten kurtulmuş ve daha acil olan anlaşılma, görülme ve sevilme ihtiyacımıza odaklanmış oluruz.

Recent entries