İletişimin Zorluklari

Gerçek yetişkinlerin ideal iletişim biçiminin nasıl olması gerektiğini hepimiz hayal edebiliriz, bu biraz da kendi kibrimizi kıran bir şey olabilir. Kendi ruh hallerini açıkça anlayabilir, özgüvenle ama öfkelenmeden ve incitici olmadan ifade edebilir, her zaman akıllarındakini dile getirmek için en uygun zamanı bekler, anlaşılacaklarına dair inanç duyar ve bu yüzden de konuyu aceleye getirmez ya da dayatmaz ve asla seslerini yükseltip ağlamaya başlamazlar.

 iletisimin zorluklar

© Flickr.simpleinsomnia

Ne yazık ki, bu nadiren gerçekleşir çünkü çoğumuz yalnızca kronolojik yaşımız itibarıyla yetişkin olsak da içsel olgunluğa ulaşmamışızdır. Doğrudan ve sakinlikle iletişim kurmaktansa gerçek duygularımıza dair çeşitli çarpıtılmış, dolaylı, tuhaf ve faydasız sinyaller göndermeye daha yatkınızdır. Bu sinyaller en sonunda partnerlerimizin aklını karıştırır, onları öfkelendirir ya da canlarını sıkar. Bizi empati ile anlamalarını oldukça zorlaştırırız ama aynı zaman da yanlış anlamalarına derinden güceniriz. Bu trajik döngü o kadar onur kırıcı ve acı vericidir ki bunun yalnızca bizim başımıza geldiğini zannedebiliriz. Oysa evlerinin mahreminde, zayıf iletişim herkesin tabi olduğu bir kural gibidir. Daha iyi ir iletişimin önündeki engelleri anlamalı, onları empati ve büyük bir şefkatle ele almalıyız.

Zihinlerimizin işleyişinde, sağlam bir iletişimin önüne geçen dört temel özellik vardır:

1: Ötekilerin bilmesi gerektiğini varsayarız

Aşk söz konusu olduğunda partnerimizin bizin ne istediğimizi, ne hissettiğimizi, neyi arzuladığımızı anlaması ve bizim söylememize gerek kalmadan karşılaması gerektiği inancından daha yaygın bir inanç daha yoktur. Mucizevi bir şekilde hiç konuşmadan anlaşılmamız gerektiğine ve anlaşılabileceğimize dair güçlü bir inanç taşırız.

2: Panikleriz

Anlaşılmayacağımızdan o kadar çok korkarız ki korktuğumuzun hatta daha kötüsünün başımıza gelmesini garanti altına alacak şekilde davranırız. Aklımızdan geçenleri sakince ortaya koymaktansa, hayatımızı bizi hüsrana uğratmaya adanmış biriyle harcamakta olduğumuz korkusuyla, olabilecek en kötü anlarda patlarız (genellikle gecenin bir yarısı) ve kendimizi ifade ederken de ya kindar ya da kendine acıyan bir duygu içine gireriz.

Patronluk taslar ve kontrolcü davranır ya da sessizleşir ve katılaşırız. Bazen kendimizi işimize verir ya da acımızı çok fazla yemek ve şarapla dindirmeye çalışırız. Partnerimizin tanık olduğu şey dışarıya yansıyan davranışımızdır, onun altında yatan huzursuzluk değil. Bu yüzden de bizim telaşlı ya da meşgul, somurtkan ya da bencil olduğumuzu düşünürler. Böylesine çaresizce ihtiyaç duyduğumuz dinleyiciyi de böylece kaybederiz.

 iletisimin zorluklar 2

© Flickr.Britt-Knee

Bir çiftin her iki üyesi de aşağıdaki cümleleri mümkün olduğunca dürüst ve detaylı bir şekilde tamamlamalıdır:

– Kaygılı hissettiğimde, bazen şu şekilde başa çıkarım: …

Bu partnerimize bizi anlamak için çok önemli bir rehber sunar. Genellikle yanlış anlaşılmaya sebep olan davranışlarla duşa vurduğumuz şeyi kelimelere sökmüş oluruz. Daha talihsiz ve budalaca eylemlerimizin ardında yatan sıkıntıları itiraf etmiş oluruz.  

3: İlgi görmek için pişman olacağımız şeyler yaparız

Partnerimizin zihnini cömertçe ve empati ile bizim sıkıntılarımıza yöneltmesini isteriz ancak sakince açıklamaktansa dolaylı ve bazen dramatik stratejiler deneriz. Bir odadan kapıyı çarpıp çıkmak kadar açıkça saygısız bir hareket bile aslında bir anlayış talebi olabilir (işe yaramayacağı kesin olan bir biçimde ifade edilmiş olmasına rağmen).

Aşağıdaki tabloyu birlikte doldurun; her biriniz size en yakın gelen ifadeyi seçin:

Bunu yaptığımda …

1. Asıl söyleme istediğim …

2. Asıl söylemek istediğim …

Söylendiğimde

____________________

____________________

Aniden patladığımda

____________________

____________________

… giydiğimde

____________________

____________________

Seni … yüzünden eleştirdiğimde

____________________

____________________

Banyoda çok uzun kaldığımda…

____________________

____________________

Başka biriyle flört ettiğimde…

____________________

____________________

Telefondan kafamı kaldırmadığımda…

____________________

____________________

4: Suratımızı asarız

Surat asmak dolaylı iletişim en bilinen türlerinden biridir. İkimiz de bizi rahatsız eden şeyi kibarca ve incelikle söylemeyi reddederiz ama aynı zamanda partnerimizin sorunun ne olduğunu anlamasını ve buna karşı tümüyle nezaket ve empati ile yaklaşmasını umut etmekten de geri durmayız.

Partnerimiz sorunun ne olduğunu sorduğunda ters bir şekilde ‘Ben iyiyim, hiçbir sorun yok’ deriz oysa asıl söylemek istediğimiz: ‘ne yanlış yaptığını ve beni neyin üzdüğünü şimdiye kadar anlamış olman gerekirdi. Şimdi bunu fark edeceğini ve büyük bir nezaketle özür dileyeceğini umuyorum ama anlamamanı sağlayacağım ki böylece senin ne kadar kaba biri olduğunu kanıtlayabileyim.’ Kulağa absürt geliyor ve öyle de.

– Suratınızı astığınız belirli bir durumu hatırlamaya ve açıklamaya çalışın:

  1. a) Neye bozuldunuz
  2. b) Ne hissettiniz
  3. c) Bunu doğrudan söylemek sizin için neden bu kadar zordu

Dolaylı iletişimin kökenleri her zaman çocuklukta yatar. Çok küçükken, moralimizi bozan şeyi anlama ve açıklama kapasitesine ya da mevhumuna henüz sahip değilizdir bu yüzden hiçbir şey söylemeden, sessizlik için nefret etmeye öfke nöbetleri geçirmeye ve ayaklarımızı yere vurarak tepinmeye başvururuz.

– Ebeveynlerinizden iletişim kurmak konusunda ne öğrendiniz? Onlar moralleri bozukken ne yaparlardı? Duygularınızı ifade etmek için doğru kelimeleri bulmanıza yardımcı olurlar mıydı? Rol modelleriniz kimlerdi?

– Üzüntünüzle ve kızgınlığınızla ne yapmanıza izin veriliyordu?

İdeal durumda, duygularını yanlış şekilde ifade eden bir partnerle karşılaştığımızda satır aralarını okumak için elimizden geleni yapardık. Bazen, neyin ters gittiğini bize söyleyemeyeceklerini, bu yüzden de ruh halleri ile ilgili bulanık, kaba, dolaylı mesajlar iletecek şekilde davranabileceklerini anlardık. Öfke nöbetlerinin ardında sevilmek ve anlaşılmak için çaresiz ve düzensiz çabalar yattığını kabul ederdik.

 iletisimin zorluklar 3

© Flickr.Angie Chung

Ancak biraz daha güçlü hissettiğimizde ikimiz de şikayetlerimizi biraz daha makul, sakin ve nazik bir düzeye taşımayı öğrenme sorumluluğunun her ikimizde de olduğunu anlardık.

1. Olgun olmanın zorluklarıyla empati kurun (ileri bir yaşta olsanız dahi).

2. Sizi sık sık üzerin ve kızdıran bir konuyu seçin.

3. Hislerinizi doğrudan ve olgun bir biçimde ortaya koymayı deneyin.

4. Tekrar ve tekrar deneyin.

 

 

Recent entries