Hala Yalniz Olmanizi Açiklayan 2 Temel Neden

Uzun süren yalnızlığın en yaygın açıklaması genellikle sebepleri dışarıya atfederek sorunun kaynağını teknik durumlarda aramaktır: hala yalnızız çünkü belki de büyük ve kalabalık yeni bir şehre taşındığımız için, yeterince parti ve etkinliğe davet edilmiyoruz. Ya da sürekli Singapur’daki ofise uçma zorunluluğu doğru şekilde sosyalleşmemiz için bize zaman bırakmıyor veya dağ başındaki uzak bir köyde tıkılıp kaldık ve şehrin kalabalık kesimlerine ancak seyrek kalkan otobüslerle ulaşabiliyoruz.

Bunlar yeterince sağlam nedenler elbette ancak bu sorunlar uzun bir zamana yayıldığında durumumuzu açıklama güçleri de gittikçe azalıyor. Bunu cezalandırıcı ya da kaba bir yargı gibi görmeden, içinde bulunduğumuz durumun sürece dair değil, iç dünyamıza dair nedenlerini araştırmaya başlamamız gerekiyor. Sorun dünyada değil, bizim zihinlerimizde yer alıyor.

 yalnz olmak 1

Zihinlerimizin kuytu köşelerinde yatan iki zıt ama birbirini tamamlayan mesele vardır: biri, kendimize duyduğumuz abartılı nefrettir; diğeri ise kendimize duyduğumuz abartılı sevgi.

Bu ikiliden daha şiddetli olanı genellikle kendimize duyduğumuz nefrettir. Bizimle yakın olmaya çalışan birini gördüğümüzde, bu kişi ne kadar çekici ve yetkin biri olursa olsun, bizim gibi birinden etkilenecek kadar naif, çaresiz ve zayıf olmalarının nedenini sorgulamaya başlarız. Sevilmeye değer olduğumuza yeterince inanmadığımız için, bir başkasının bize olan ilgisini mutlaka tuhaf ve gereksiz bir şey gibi görürüz ve o kişi de gözümüzden düşer. Sevgi henüz kazanmadığımız, hak etmediğimiz bir armağan gibi gelir, bu yüzden de eninde sonunda onu bir köşeye atıveririz.

Kendimize duyduğumuz nefretin baskısı altındayken, bize hayranlık duyanları naiflikle suçlayabiliriz. Onaylarını kazanabilmemizin mümkün olan tek açıklaması insan karakterinden anlamıyor olmaları gibi gelir. Kişiliğimizin daha karanlık, belki daha bozuk diyebileceğimiz yanlarını gözden kaçırmış olmaları bu yüzdendir bize göre. Bizi sevmelerinin tek nedeni gözlerinin kör olması, belki biraz da saf olmalarıdır. Ancak bir noktada muhakkak hatalarının farkına varacakları için onlar ne olduğumuz anlayıp bizi terk etmeden evvel, bir an önce kaçıp kendimizi kurtarmamız en iyisi olur. En sonunda yalnız kalmamızın nedeni, sevgiye ve yakınlığa duyduğumuz arzuya karşın birinin bizi gerçekten görebilmesi ve yine de sevebilmesi için hiçbir neden olmadığını içten içe hissetmemizdir.

 yalnz olmak 2 

Bunun yanı sıra, bize gönderilen kısa mesajlar, verilen armağanlar ve sunulan sıcak kucaklaşmalar karşısında da bizi beğenenlerin hastalıklı derecede ilgiye muhtaç olduğu hissine kapılmaya başlayabiliriz. Kendimizi bir başkasının ihtiyaçlarına yanıt vermeye uygun adaylar olarak görmediğimiz için, onların ihtiyaçlarını görmek bizi neredeyse iğrendirir; bağımlılık gibi görünmeye başlayan hallerini reddederiz çünkü içimizde bir yerlerde kendimizi güvenilir ve bağlanılabilir insanlar olarak göremeyiz.

Oysa bu kuruntuların hiçbirinin bizim acı içindeki zihinlerimiz dışında bir gerçekliği olması gerekmez. Bize düşkün olan birinin aslında naif biri olmadığı kesindir. Bizi hiç şüphesiz olduğumuz gibi görebilir: pek de hayranlık uyandırıcı olmayan yanlarımızı çoktan fark etmiştir bile. Ancak bunu dünyanın sonu olarak görmez çünkü her zaman doğru ve haklı olmamanın insan deneyiminin bir parçası olduğunu ve olgun bir ilişkinin önünde hiçbir engel teşkil etmediğini bilir. Bizim, tam olarak olmamız gerektiğini düşündüğümüz kişi olmadığımızı da bilir ama aynı zamanda bunun kimseyi kötü insan kategorisine sokmadığını da gayet iyi anlayabilir. Belki biraz sorunlu, biraz şapşal insanlar olabiliriz ve belki arzu ettiğimiz kadar iyi de değiliz ama bu sorun değil, çünkü başka herkes de aynı durumda. Bizi sevenler bizi naif bir gözle görmez; aslında onları naif gözle gören bizleriz. Onlar yalnızca her insanın bazı karanlık yanları olduğunun farkındalar. Kendi karanlık yanlarıyla da barışmışlar (muhtemelen daha iyi bir çocukluk geçirmiş olmanın sonucunda) ve bizim de kendi karanlık yönlerimizle barışmamızı istiyorlar. Belki bizden bir adım önde olarak her insanın doğası gereği kusurlu olduğunu ve buna rağmen değer görmeyi hak ettiğini anlıyorlar.

 yalnz olmak 3 

Ancak, bu çizginin öbür ucunda bir de kendimize yönelik abartılı bir sevgi vardır. Bu yüzden de aslında zaman zaman ne kadar zor biri olabildiğimizi ve bu yüzden de güçlü ve zayıf yanları olan sıradan herhangi bir insanın bizi önemsemesi karşısında ne kadar minnettar olmamız gerektiğini kabul etmekte tereddüt yaşarız. Belki de üzerimize titreyen ve fazlaca toleranslı ebeveynlerimizin mirası olarak, kollarımızda uyanan her insanın son derece şanslı olduğu gibi faydasız bir inanç taşırız 

Uzun süre yalnız olduktan sonra, aslında kimi zaman ne kadar tuhaf, talepkar ve takıntılı insanlar olduğumuzu anlama kabiliyetini de kaybetmiş olabiliriz. Bize ayna tutacak kimse olmadığında yaşadığımız öfke, kaygı ve kindarlık hislerine gereken önemi vermeyi unutmuş olabiliriz.

Bunun yanı sıra çoğumuz bu dünyada hayal gücümüze, yani başka bir insanın karakterinde arzu edilebilir ve güzel olan şeyleri görebilmek için ona enerjik, şefkatli ve meraklı bir gözle bakabilme yetimize gem vurarak var oluruz.

 yalnz olmak 4


Hayal gücü, apaçık ortada olmayan nitelikleri de fark edebilme hassasiyeti anlamına gelir. Yüzeyin ardındakini aramak ve kolayca eleştirilerin hedefi haline gelebilecek bir insanın iç dünyasında görmeye değer olan yönleri merak etmektir.

 yalnz olmak 5


Uyku halindeki hayal gücünü uyandırmak için düzenli olarak, belki sokakta ya da metro ile işe giderken etrafımızdaki yüzlere, özellikle de daha az dikkat çeken, daha donuk yüzlere bakıp kendimize bu yüzlerin ardında hoşumuza gidecek neler bulabileceğimizi sormayı deneyebiliriz. Her zaman bulabileceğimiz bir şey vardır; sonuçta hepimiz bir zamanlar sevilmeye layık küçük çocuklardık ve derinlerde bir yerlerde hala öyleyiz.

Hayal gücünü çalıştırmak için uğraşmak bir fedakarlık değil, aksine sevginin temelidir çünkü hepimiz uzun vadede başkaları tarafından hoş görülebilmek ve affedilebilmek için hayal gücü ile bakılmaya ihtiyaç duyarız. Hayal gücü ile düşündüğümüzde, aşkın tutkusuna sadakatsizlik etmiş olmayız. Aşka ve sevgiye doğası gereği dahil olan bir cevhere rastlamış oluruz.

Bir partner bulmakta zorlanmamızın her zaman dışsal nedenleri olacaktır. Ancak kendimizi sevme kapasitemiz üzerinde çaba harcarsak ve kendimize duyduğumuz nefretin yıkıcılığını köreltmek için uğraşırsak partilere davet edilmemek ya da şehre inmek için zor bir otobüs yolculuğuna katlanmak zorunda olmak bizi şefkatten ve gerçek bir bağdan sonsuza dek koparmaya asla yetemez.

 

 

Recent entries