Günes Isigi Üzerine

O gün ilk kez evden dışarıda yürüyüşe çıkan insanların dikkate değer bir aydınlık ve huzurlu bir hava fark ettikleri, bunun bir umut dalgasını ve bildik sorunlara taze bir kararlılıkla bakma isteğini tetiklediği güneşli bir gün hayal edin.

 summer1

© Rex/London News Pictures

İyi havanın sebep olabileceği haz, bir ölçüde, absürttür. Güneşe duyulan minnettarlık küçük düşürücü ölçüde basit hissettiren bir tatmin kategorisine girer. Havanın önemini tümüyle inkar etmek ve onun yerine, hayatlarımızın gidişatını bunaltıcı derecede belirleyen daha elle tutulur politik ve ekonomik sorunlara odaklanmak, özellikle de filozoflar için çok caziptir. On bir gün arka arkaya yağan yağmur ve kuzeyden gelen soğuk hava dalgası gibi küçük hayal kırıklıklarını aşabilmemiz gerekir.

Oysa gerçekte, davranışlarımız basit, hatta basitleştirilmiş bir gerçeğe adanmışlığı ortaya çıkarır: kendimize olan inancımız ve ümidimiz genellikle yalnızca gökyüzündeki ışık fotonlarının sayısı ve hava sıcaklığının derecesi ile belirlenir. Sıcaklık, tatlı esintiler, yoğun güneş ışığı ve taze çiçekler bizi bir şeylerden vazgeçmemek için cesaretlendirmek gibi önemli bir rol oynayabilirler.

 summer2

© Rex/Alex Lentati/Associated Newspapers

İnsanın yaşam görüşünün belirli bir andaki ekonomik ya da ahlaki koşulların değil, ışığın yoksunluğunun (ya da hazımsızlığın veya yorgunluğun) bir ürünü olduğunu duymak bir açıdan bakıldığında son derece alçaltıcıdır. Sıkıntılarımızın daha ağır türden olması gerektiğine inanma itkisi taşırız. Oysa gerçek bu kadar bariz değildir: mutlu olmak için, çok büyük şeylere gerek duyuyormuşuz gibi görünür (para, iş, özgürlük, aşk), oysa pek çok küçük şeye de ihtiyacımız vardır. Bebekler eşitliğin bu ikinci kısmını çok iyi bilirler ki bu yüzden, bu varlıklarla ne çok ortak yanımız olduğunu vurgulamak kimse için bir hakaret olmamalıdır.

Mavi bir gökyüzünden haz duyma konusundaki şüpheler, en nihayetinde tesadüfi bir züppeliğin sonucudur. Bize bir müzede sunulmuş olsa son derece ciddiye alacağımız güneşli bir sahneyi küçük görebiliriz. Paris’teki Musee d’Orsay’e Monet’nin tablolarını görmek için özel bir ziyarette bulunsaydık, kalitesiz zaman geçirdiğimizi muhtemelen düşünmezdik. Yine de onun güzel Wild Poppies, near Argenteuil(Argenteuil Yakınındaki Yaban Gelincikleri) tablosuna baktığımızda pek çok açıdan işe giden yoldaki bir bahar manzarasını beğenirken yaşadığımız deneyimin benzerini yaşarız.

 summer 3

Bir duygu çerçeveye alındığında ona (ve kendimize) karşı daha cömert ve onun sunduklarına karşı daha takdir edici oluyoruz. Monet’nin büyük bir sanatçı olmasının sebeplerinden biri de dikkatimizi nasıl çekeceğini biliyor olması ve aldırışsız dünyada gözden kaçma tehlikesi altındaki ufak doğal olguların itibarını iade etmesiydi.

Güzel havanın tadını çıkarmak, zevk ve entelektüel incelik sahibi insanları endişelendiriyorsa, bunun sebebi güzel gökyüzüne dikkat etmenin hayatın gerçek sorunlarını, savaşı, hastalıkları, yoksulluğu ve siyasi kötülükleri unutturmasından korkmalarıdır. Oysa pek çoğumuzun yüzleştiği büyük risk rehavet değildir; çok azımız herhangi bir süreyle insanlığın içinde bulunduğu kaosu unutmayı başarabiliriz. Aslında, asıl risk duygusal naiflik değil, öfkeye, çaresizliğe ve sarsılmaz depresyona kapılma olasılığımızdır.

Güneşli bir günün düzeltmesi mümkün olan netice budur. Baharda açan çiçekler, mavi gökyüzü, parkta koşuşturan çocuklar… tüm bunlar umudun çok önemli sembolleridirler. Kimsenin ölmediği ya da acı çekmediği, havanın ılık olduğu, hastalığın olmadığı ve her gün sessiz, sıradan bir memnuniyetin görüldüğü sahnelerde hiçbir bayağılık yoktur. Hayatın gerçekleri göz önüne alındığında, neşeli olmak bir kayda değer bir başarıdır ve ardında yatan güneşli günlerse kendilerine özgü ve son derece önemli bir bilgelik taşırlar.

 

 

Recent entries