Girisimci Olmak Uzerine

Modern dünya girişimciliğe hayrandır. Eski çağlarda Kudüs’e hac yapmak ya da savaşta pek çok düşmanı mızraktan geçirmek ne kadar saygınsa bugün de kendi işinizi kurmak o kadar saygın bir konumdadır.

 girisimcilik 1

© Brian Solis/Flickr

Ancak başarılı bir girişimci olmak için gerekenler can sıkıcı ölçüde anlaşılması zor kalıyor. Hükümetler ve kamu kuruluşları uygulama konusunda yardımcı olarak insanları teşvik etmek için ellerinden geleni yapıyorlar: vergi istisnaları sunarak, başarısızlığı daha az cezalandırarak, ‘girişim alanları’ kurarak ve benzeri.

Yine de başarılı girişimciliğin özünde tuhaf denecek ölçüde soyut bir şey yatar: insanların mutsuzluğunun nedenini doğru şekilde kavramak. Ahlaki bir zihniyete sahip her işletme öyle ya da böyle belirli türde bir acıyı dindirmektedir.

 girisimcilik 2

© Incase/Flickr

Tüketici toplum bugün çok iyi geliştiği için, hedef kitleyi memnun edecek ve doyuracak her şeyin zaten kesinlikle yapılmış, her türlü numaranın ve heyecanın bolca keşfedilmiş olması gerektiğini ve hâlihazırda zaten “çok fazla şeye” sahip olduğumuzu düşünmek kolay olabilir. Bu kaygılar belki de gezegenin azalan kaynaklarına dair bir kaygıyla birleşerek bu yüzden daha azını hedeflememiz gerektiği ve kapitalizmin sonunun geldiği görüşünü yaratabilir.

Ancak girişimci buluşlar yolunun sonuna geldiğimizi, her şeyin zaten yapılmış olduğunu söyleyen teori kavramsal olarak imkansızdır. Bu iddianın en iyi kanıtı, çoğumuzun son derece büyüleyici (hatta bu bağlamda ilham verici) bir halde hala çok mutsuz olmamızdır. Ne mutlu içimizdeki girişimciye ki var olan hüsranlar, sıkıntılar ve kederler, iş dünyasının geleceğinin inşa edilebileceği ham maddelerin tükenmez bir kaynağıdır.

 girisimcilik 3

© Rob Young/Wikipedia

Hala ne kadar yeni işin icat edilmesi gerektiğine ve dolayısıyla kapitalizmin daha ne kadar gelişebileceğine dair bir fikir edinmek için yalnızca sıradan bir günü ele alıp bizi ne kadar çok şeyin rahatsız ettiğine ve uyandığımız andan tekrar uykuya dalacağımız ana kadar ne çok şeyin bizi mutlu ettiğine odaklanmamız yeterlidir. Yeterince mutlu olduğumuz alanlar daha fazla gelişimin gerekli olmadığı alanlardır. Pazar apaçık bir şekilde doygunluğa ulaşmıştır ve yeni giriş yapanlar yalnızca tüm oyuncular için ücretleri ve karları düşürecek yüksek düzeyde rekabetle karşı karşıya kalacaklardır; öte yandan iyi işlev göstermeyen alanlar, aslında keşfedilmemiş fırsatların alanıdır. Mutsuzluk ne kadar büyükse, Pazar potansiyeli de o kadar büyüktür.

Sıradan bir günde bize kolayca mutlu hissettiren şeyleri yazan günlük kayıtlar olduğunu hayal edelim:

– Kahvaltılık gevrek: tonlarca seçenek, pek çoğu oldukça iyi. Sağlıklı olanlar bile besleyici oldukları kadar lezzetli hale geldi.

– Cep telefonları: kolayca ağa bağlanabiliyoruz ve kıtalararası iletişimi saniyeler içinde kurabiliyoruz. Burada da işler yolunda gidiyor.

– Kahve: köşe başında yeni bir dükkân daha açıldı. Süt mükemmel, kahve çekirdekleri ender ve cezbedici.

– Kıyafetler: 32 farklı türde tişört son derece makul fiyatlarla sunuluyor. Bu alandaki tüm olasılıklar ve kombinasyonlar keşfedilmiş.

 girisimcilik 7

Ancak sıradan bir günde çoğumuzu ümitsizliğe düşürecek ve hüsrana uğratacak pek çok şey de vardır:

– Partnerimizle girdiğimiz tartışma: sorunun ne olduğunu anlamak zordur. Bu haftaki üçüncü kavgamızdı. Birlikte yaşamak neden bu kadar zor?

– İşe giderken kaygı duymak: kariyerimiz istediğimiz gidiyor mu, bu işi neden yapıyoruz, gençliğimizde kendimize verdiğimiz sözlere ne oldu?

– Ev ödevleri hakkında şikâyet eden çocuklar: canları sıkılmış ve neşesizler.

– Yolun sonunda yükselen iğrenç görünümlü yeni toplu konutlar: bunları kim yapıyor? Ve neden bu kadar pahalı olmak zorundalar?

girisimcilik 8 

– Güzel bir restorandayız ama müşteriyle sohbet sıkıcı ve yavan. Konuşacak konu bulmak neden bu kadar zor?

– Akşamları sakinleşip rahatlamak zor. En iyisi biraz sarhoş olup bolca Twitter’a göz atmak.

Bu liste devam edebilir; kederlerimiz ve sıkıntılarımız düzinelerce sayfayı doldurabilir ama zaten en kısa özetten bile, geleceğe öncü olabilecek bazı önemli yeni işlerin hatlarını belirleyebiliriz. Örneğin: kriz yaşayan çiftlere yardım etmek için bir terapi hizmeti. İlişkilerin, lüks otomobillerin işgal ettiği ufak role kıyasla ne kadar önemli olduğu düşünülecek olursa, sağlam bir şekilde kurulduğunda bu işin teoride BMW ya da Audi’nin karlarını kısa sürede aşması gerekir. İyi çalışan, insanların ziyaret etmekten keyif aldığı, zekice idare edilen, gerçek bilime dayanan ve müşterilerine, yetenekleri ile dünyanın ihtiyaçlarını birleştirebilecekleri bir görüş kazandırmayı hedefleyen bir kariyer danışmanlığı merkezi de aynı ölçüde gerekli olurdu. Yenilikçi bir okul: idealde, böyle bir okul insanları esrarlı akademik alıştırmalar yapmaya zorlamak yerine onlara gerçekten bilmeye ihtiyaç duydukları şeyleri öğreterek hayatın gerçek sorunlarıyla baş etmek için çalışırdı. Yıllık %3 karı kabul eden (standart %15 yerine) ve herkes için yeterli, güzel evler inşa etmeye girişen bir gayrimenkul geliştirme firması. İnsanlara yalnızca hâlihazırda ettikleri yüzeysel sohbetleri sürdürme olanağı tanımak yerine daha iyi sohbetler edebilmeyi öğretmek için tasarlanmış bir akıllı telefon uygulaması. Dinle bir ilgisi olmadan, modern yaşamın fırtınalarından yorulmuş olanlara sakin ve kendileriyle baş başa kalabilecekleri bir yer sunan bir tür modern manastır…

girisimcilik 6

© Dru Bloomfield/Flickr

Gözümüzü nereye çevirirsek çevirelim her yerde hüsranlar var ve teoride bunların her biri bir girişimin tohumudur. Girişimciliğin ilk adımı, bu yüzden kişinin kendi mutsuzluğu üzerine çalışmayı öğrenmesi, ne kadar küçük olursa olsun tüm sıkıntı kaynaklarını belirlemesi gerekir. Azalan karlar özünde yalnızca iş toplumunun hayal gücündeki büyük yenilgilerin belirtisidir: çok sayıda insan kendilerini aynı alana atıyorlar çünkü bir havayolu, bir akıllı telefon şirketi ya da süpermarket zinciri daha açmaktansa daha yenilikçi bir şey düşünemiyorlar. Bunun aksine, sağlıklı kâr insanların bir ihtiyacını başkalarından önce anlamak ve ona hâkim olmaktan kaynaklana bir mükâfattır.

Fikirler elbette yeterli değildir. Her zaman uygulama ile ilgili ve mali konulara dikkat etme ihtiyacı, banka borçlarını artırma, yatırımcıları ikna etme ve iş ortağı bulma gereği ortaya çıkar. Ancak eğer özgün, psikolojik kavrayışımız sağlam değilse bu pratik adımların işe yarama şansı yoktur. Aynı sebeple, eğer kavrayışımız bıçak kadar keskinse, insanın doğasını iyi anlıyorsak, o zaman yolculuğumuz ne kadar zorlu olursa olsun, işimizin insanlığa faydalı olma ve biraz da para kazandırabilme olasılığı hayli yüksektir.

 

 

Recent entries