Feminizm Neden Iyi Insan Olmak Demek?

Feminizmin ortaya çıkışından önce, gelişmiş, zengin ülkelerde patriyarka denen ya da paralellik kurmak adına Maskülenizm diye yeniden isimlendirebileceğimiz bir sistem hüküm sürüyordu.

 feminizm 1

Maskülenizmin kendine has soylu ve cömert yanları olsa da pek çok kişi için şüphe götürmeyecek düzeyde baskıcı bir sistemdi. Kadınlara karşı her tür yasal, mesleki ve politik kısıtlamayı içeriyordu. Ayrıca psikolojik bir düzeyde Maskülenizm bir insanın nasıl olması ve nasıl hissetmesi gerektiğiyle ilgili çok katı bir norm inşa etmiş ve nüfusun yarısından çoğunun  kendi zevklerinin, meraklarının, var olma biçimlerinin normale aykırı olduğuna ikna olmasına ve bunlardan utanç duymasına neden olmuştu.

 feminizm 2

 

Örnek vermek gerekirse, Maskülenizm şu tür kavramları öğütlüyordu:

– duygularımızı içimize atmak ve metanet göstermek normaldi

– ağlamak ayıptı

– savaşa, avcılığa ve dövüşe ilgili olmak gerekirdi

– bebeklere şefkat göstermemek ya da aile yaşamı için kariyeri feda etmemek gerekirdi

– aşk ve cinsellik tamamen birbirinden ayrı tutulmalıydı

 feminizm 3 

– erkeklerin düzenli olarak kadınlarla yatması ve sonra onları soğuk bir tavırla görmezden gelmesi, evlendikten sonra maddi güçleri yetiyorsa mutlaka bir metreslerinin olması doğaldı

– “gerçek” erkekler kadınların nasıl göründüğüne kafayı takmış durumdalardı ve kadınların zihinleri ya da duyguları yerine daha çok bununla ilgileniyorlardı

– erkekler ve kadınlar arkadaş olamazdı, ayrı ayrı sosyalleşmeliydiler

Belki söylemeye bile gerek yok Maskülenizm pek çok insanı çok üzdü. Bu maço, militancasına duygulardan uzak, yırtıcı ideale uymayan, kimi zaman ağlamak isteyen ve seksi böylesine acımasız ve gelip geçici bir eylem olarak görmeyen erkekleri de çok üzdü.

Bugün kadınların ve erkeklerin 19. yüzyılın sonlarında Batı Avrupa’da şekillenen ve o günden bu yana gittikçe daha da güçlenen Feminist harekete duydukları büyük borcun nedeni budur. Feminizm, Maskülenizmin yarattığı yasal ve politik engellere cesurca meydan okudu. Kadınlara seçme hakkını, ardından ekonomik bağımsızlıklarını, kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olma gücünü verdi; eşit işe eşit ücret için ve ev içi şiddeti önlemek adına daha duyarlı bir toplum için mücadele verdi.

 feminizim 4

Ayrıca alışılageldik değer sistemlerini de değiştirmek için uğraştı. Maskülenizmin çileci maço ideallerini geçersiz kıldı. Savaşın ve dövüşün doğası gereği asil eylemler olması gerektiği yönündeki öğretilere meydan okudu. Aile hayatı ile yakından ilgilenmenin önemini vurguladı. Aşkın ve cinselliğin bir arada var olabileceğini ve sadakatin güçlü bir ilişkinin önemli bir bileşeni olabileceğini savundu.

Aynı zamanda, yer yer Feminizmin de ileri gittiği oldu. Tıpkı kendisinden önceki Maskülenizm ve uzantıları gibi o da normal bir insanın nasıl olması ve ne hissetmesi gerektiğine dair fikirler inşa etti. Sonra da pek çok kişiye zevklerinin, meraklarının ve var olma biçimlerinin normallikle çeliştiği ve aslında ‘kötü’ olduğu izlenimini verdi.

 

Bu tür bir Feminist tutumun etkisi altında insanlar bu kez de şu konularda dikkatli olmayı öğrendiler:

– kadınların dış görünüşüne fazla ilgi duymak

– bağlılık vaadinden yoksun her türlü cinsellik

– kadınlara karşı bilinç dışında yatıyor olabilecek ve dil kullanımında yaralayıcı bir şekilde ortaya çıkabilecek herhangi bir önyargı belirtisi

Paradoks şu ki, bu tür bir Feminizmin utandırabileceği insanlar toplumun yontulmamış, şiddet düşkünü ve açıkça önyargılı üyeleri değildir ne yazık ki; aksine başkalarını incitmek istemeyen ancak bazı dürtülerini özgürce itiraf ettiklerinde dostluğunu ve saygısını kazanmak istedikleri insanları istemeden incitebileceklerinin farkında olan insanlardır.

 feminizim 6

Çağımızın bu gerilimlerinden bazılarını çözmek için radikal bir entelektüel adım atmayı öneriyoruz: bildiğimiz haliyle Feminizmin birincil olarak toplumsal cinsiyetle ilgili bir hareket olmadığı konusunda ısrarcı olmak. Feminizmin temel endişesi kadınların hakları ve konumu gibi görünse de özünde Feminizm çok daha birincil ve büyük bir hedefe odaklanmıştır: İyiliğe.

Feminizm dünyanın her yerindeki insanları birbirlerine karşı daha kibar, daha anlayışlı olmaya ikna etmeyi amaçlayan son derece hünerli ve yüksek duygusal kapasiteli ahlaki bir harekettir. Bundan ders alması gereken insanlardan bazılarının erkekler ve bunları öğütleyenlerden bazılarının da kadınları olması bir düzeyde Feminizmin en cesur, en çarpıcı ya da en temel yönü değildi. Gerektiği gibi anlaşıldığı takdirde, Feminizm yalnızca cinsiyetle ilgili meselelere adanmamıştır. Çoğu zaman farkında bile olmadan insanların birbirlerini nasıl incittikleri konusunda farkındalığı artırmak isteyen ve kişisel yaşamın ayrıntılarının karşılığını vermek için ekonomiden hukuka dek uzanan bir harekettir. İyiliğin temel hedef olduğunu düşündüğümüzde de Feminizmin ortaya çıktığı tarihi dönemde öncelikli olarak derhal Maskülenizmin en talihsiz yönlerini ele almış olması doğaldır çünkü o dönemki en büyük acımasızlık ve baskı kaynağı budur.

 feminizim 7

 

Feminizmi bu şekilde yeniden yorumladığımızda Feminizmle özdeşleşen kadınları ve erkekleri özünde Feminist olarak değil aslında arka plandaki temel ideolojilerinde çok daha kapsayıcı bir şey olarak görmeye başlayabiliriz. Onlar aslında insanlar arasında daha adil, daha iyi, daha nazik, daha anlayışlı bir ilişki kurmaya adanmış İYİİSTLERdir.

İşte bu yüzden İyiizm (İyi İnsan Olmak) toplumsal gelişimin gerçek kaynağı olarak Feminizm ve Maskülenizmin yerini alabilecek temel fikir olarak öne çıkar. Toplumsal cinsiyetle özdeşleşen bir proje çok daha büyük bir ödüle uzanma şansını yakalar: hiçbir cinsiyetten insanın ötekini gereksiz şekilde utandırmadığı, normallik ideallerinin her yönde son derece geniş ve kapsayıcı olduğu ve her yönde hoşgörülü, iyi, adil ve saygılı olmanın başka her türlü önceliğe üstün geldiği bir dünya.

Bu, mantıksal olarak Feminizmden ya da onun belalı selefi Maskülenizmden de öte bir şey anlamına gelir: İyiizmin evrensel zaferi.

Recent entries