Empati Nedir?

Empatinin bize dünyayı başkalarının gözünden, normalde bize son derece yabancı olan gözlerden görme olanağı tanıyan önemli bir özellik olduğunu biliriz. Yine de bu değerli bakış açısına nasıl erişeceğimizden tam olarak emin olamayız.

Empatiyi, benliğimizi bırakıp kendimizi bir başkasının deneyiminde hayal ederek sıradan ben-merkezciliğimizden kaçma işi olarak görebiliriz. Oysa empatinin özü bundan biraz daha farklı olabilir. Aslında kendimizi aşmaktan ziyade, alışık olmadığımız türde bir içe bakışı, bizi kendi zihinlerimizin çok da iyi tanımadığımız yönlerine götüren bir uygulamayı gerektirir.

Örneğin Amerikalı sanatçı John Singer Sargent’ın 1902’de yaptığı portreden bize bakan, resmi kıyafetleri içindeki Lord Ribblesdale ile empati kurmanız gerektiğini hayal edin. İlk bakışta aristokratik, mağrur ve kibirli görünüşüyle en ufak bir alakamız ya da yakınlığımız yokmuş gibi görünen bu adamı kendimize tümüyle yabancı hissederiz.

 empati 1

Oysa gerekli olan, kendi deneyimimizin bizim için o kadar da belirgin olmayan yönlerinden yararlanmaktır. İnsan yaşamının tüm deneyimlerini içimizde taşıdığımız için örtük bir biçimde de olsa hepimizin on dokuzuncu yüzyılda yaşamış bir aristokratla bağdaştırabileceğimiz küçük ve derinlere itilmiş bir yönümüz vardır.

Bir gün kalabalık bir trende gürültücü ve kavgacı, hatta belki de sarhoş bir grup yolcu tarafından itilip kakıldığımızı hatırlayabiliriz. Bu ruh hali çok uzun sürmemiş olabilir fakat bir anlığına da olsa başkalarına sert bakışlar attığımızı ve bazı açılardan onlardan daha üstün olduğumuzdan kuşkulandığımızı fark edebiliriz. Ya da belki de, sekiz yaşındayken bir gece ebeveynlerimiz resmi bir davete gitmek üzereyken onların paltolarını ve ceketlerini denediğimiz ve bazı resmi kıyafetlerin verdiği otorite hissini sevdiğimiz bir zaman olmuştur. Genelde rahat bir tarzımız ve demokrat bir ruhumuz olsa da zihnimizde büyük görünmenin ve dünyayı sert bir tutumla göğüslemenin cazibesini kavrayacak kilitli kalmış bir potansiyel taşırız. Bir lordla empati kurma çabamızda bir deneyim çakışması arar ve onu buluruz. Bizden çok farklı birinde kendi mahrem geçmişimizin bir yankısını görmeyi öğreniriz.

Empati kuramayan kişi bencil değildir fakat kendi karanlık, tanıdık olmayan, tuhaf yönlerinin, çoğu zaman hissetmediği, toplum ondan yalnızca demokratik, sadece kadın, erkek, yetişkin ya da yasalara itaat eden biri olmasını beklerken gizliden gizliye biraz aristokratik, şaşırtıcı derecede erkeksi ya da kadınsı, çocuksu ya da hırsızlığa meyilli hisseden yönlerinin tümüyle farkında değildir. Empati kuramayan kişi yalnızca bir başkasının zihnine girmeyi reddeden biri değil, kendi bilincini yeterli hayal gücüyle arşınlayamayacak kadar temkinli davranan biridir.

 empati 2

Empati kuramayan kişinin derinlerinde rahatsız edici duygularla karşılaşma korkusu yatar. Kendisine güvense de kekelemenin ve geçmiş yıllarda kaybolmanın nasıl bir şey olduğuna dair hatıralarla uğraşmaz. Başarılı olsa da bazen kabuslarda karşımıza çıkan ve sokakta küçümseyici bir tavırla yanından geçtiği bazı insanlarla bağ kurmasını sağlayabilecek acılı kaygıyı bir kenara bırakır. Uzun zamandır evli olan biri, farkına varmamayı seçtiği başkalarına arzu duyan yalnız bir benlik taşıyor olabilir. Sakin, ciddi bir bireyin yaşamında kitaplarını nehre fırlatmak ve öğretmenlerine küfretmek istediği hızlıca unutulmuş anlar olabilir. İçimizde tanımaya cesaret edemediğimiz bir çokluk taşırız. Empatinin karşıtı kendini düşünmek değil, kendi üzerine yalnızca sınırlı ölçüde düşünmektir.

Pek çok hukuki sistemin etkileyici bir özelliği, bir suçla itham edilen birinin, davasını hakim ve jüri karşısında becerikli ve tecrübeli bir biçimde savunacak bir avukat tutma hakkına sahip olmasıdır. Savunma avukatı müvekkilinden hoşlanmak ya da onun masumiyetine inanmak zorunda değildir; görevi yalan söylemek ya da kandırmak da değildir yalnızca hakikatlerin el verdiği en faydalı yorumu sunmaktır. Belki de müvekkil aslında gerçekten çalmıştı ama bu kadar yüksek miktarda para almaya niyetli değildi; yakın zamanda çok kötü bir haber almıştı. Avukat mevcut durum içindeki hafifletici nedenleri arar.

 empati 3

Bu alıştırma bir mahkeme salonundan daha geniş bir çerçevede uygulanabilir. Normalde, bizler bir bakıma yalnızca kendi avukatlığımızı yaparız. Bizler kendi davamızı savunmak, yaptıklarımız ya da yapmadıklarımız için mazeretler ve hafifletici sebepler bulmak konusunda birer dâhiyizdir. Oysa söz konusu başka insanlar olunca, en saldırgan hükümleri veririz; aslında moral bozucu bir davranış sergileyen kişinin aynı zamanda iyi biri olabileceğini inkar ederiz.

Başka bir yaklaşım mümkündür. Empati kuran kişi çok çeşitli durumlarda bir başkasının savunma avukatı rolünü üstlenmeyi iş edinir. Son derece yabancı ve sıklıkla rahatsız edici bir pratiği uygular: hasmının bir süreliğine mantıklı ve akla uygun savlarla hareket ediyor görünmesi için elinden geleni yapar. Sıradan içgüdülerine gem vurup karşısındaki kişinin niyetlerine daha cömert bir yorumla yaklaşmaya çalışır.

Empatinin karşımızdaki kişiyi bir melek gibi görmemizle sonuçlanmasına gerek yoktur: her şeye rağmen, güvenilmez olduğu, işi almaması gerektiği ya da onunla evlenmenin iyi bir fikir olmadı sonucuna varabiliriz (tıpkı mahkemede görülen bir davada amacın her sanığı aklamak değil adaleti sağlamak olması gibi). Fakat burada varmamız gereken daha derin sonuç, karşımızdaki kişiyi bir karikatüre indirgemediğimizdir. Nasıl böyle biri olduklarını ve dürüst davranırsak bu süreçte onların çok da sevilebilir olmayan özelliklerinden ne kadarını paylaştığımızı anlarız.

Kendimize dair bilgiyi uygun miktarda kullanmadığımızda acımasız yargılarda bulunmamız çok kolaydır. Bir gün, kombiyi onun sevdiğinden daha yüksek bir ısıya ayarladığımızda, partnerimiz çok orantısız bir tepki verebilir. Bağırmaya başlayabilir ve biz de, aceleyle, bir miktar da tatmin duygusuyla onun ‘delirmiş’ olduğunu düşünmeye başlayabiliriz. Daha önce kombi için bu denli aşırı bir öfke sergilendiğini görmemiş olabiliriz; ancak doğru şekilde empati kurarsak kendimiz de başkalarına önemli görünmeyen bazı şeylere şaşırtıcı ölçüde abartılı tepkiler verdiğimizin farkına varabiliriz. Gerçekten empati kurabilen insanlar, belirli durumlarda, kendilerinin de kapılamayacağı çok az türde deliliğin var olduğunu anlarlar ve bu nedenle kendilerini üstün görmezler.

Başkalarıyla bağ kurmak için kendimize dair ne kadar çok şey bilirsek onların iç dünyalarına dair kavrayışımız da o kadar zenginleşir. Onların daha derinlerde yatan sırlarını ve isteklerini sormadan anlamaya başlarız. Her zaman şakalar yapan ve neşeli biriyle karşılaştığında, empati kurabilen kişi, kendi coşkulu zamanlarında iç dünyasının nasıl olduğunu çok iyi bildiği için, bu taşkınlığın neredeyse kesin olarak üzücü ve incinmiş bir parçayı gizlediğini aklında tutar. Kendi deneyinden özellikle çöküşe yakın hissettiği zamanlarda cesur ve olumlu bir tutum edindiği anları hatırladığı için bunu sezebilir.

Kendi deneyimimizden faydalanmak özellikle ticari durumlarda çok önemlidir. Bizim iyi hizmet dediğimiz şey özünde empatinin bir meyvesidir. Bir garson, masanın başında durup tekrar tekrar masadaki herkese iyi vakit geçirip geçirmediklerini soruyorsa bu, yalnızca aşırı sosyal durumlarda kendi yaşadığı huzursuzluğu dikkate almayı başaramamasından kaynaklanır.

Tasarım dünyası empati yoksunluğu ile doludur. Örneğin park çevrelerindeki yolları tasarlayanlar, genellikle insanların gerçekte nasıl yürüdüğünü unuturlar.

 

Yolu düzenlerken azıcık da olsa uzun bir yol gördüğümüzde kapıldığımız sabırsızlığı unuturlar çünkü kendi benliklerine danışmayı başaramazlar. İşlerinde başarısız olurlar çünkü ilk müşterilerinin kendileri olduğunu düşünmeyi bırakırlar.

Empati genellikle ahlaki bir görev olarak çerçevelendirilir ve kişisel çıkarlara doğrudan aykırı bir şey olarak yorumlanır. Daha iyi empati kurabilmek için kendi kişisel huzurumuzdan ve başarımızdan vazgeçmemiz gerektiği düşünülür. Fakat bu tür bir empatiye yönelik çağrı öyle ya da böyle kendi başarısızlığını getirir. Kendimizi kollamak konusundaki kökleşmiş ihtiyacımız eninde sonunda muzaffer olur.

Empatiyi kendi çıkarlarımıza aykırı olarak görmediğimizde onu daha doğru anlamış oluruz. Gerçek şudur ki sıklıkla projelerimiz sırasında engellenir ve raydan çıkarız çünkü birlikte iş yapmaya çalıştığımız ya da hizmetlerimizi satmayı hedeflediğimiz insanlar için işlerin nasıl gittiğini anlamaya yetecek kadar empati kuramayız. Empati, yapmak istediğimiz şeyi daha başarılı bir biçimde yapmak için son derece temel bir kaynaktır ve uygarlığın en temel umutlarından birini yansıtır: iyi bir insan olmak, refahımızın düşmanı olmak zorunda değildir.

 

 

Recent entries