Duygusal Olarak Ne Kadar Sagliklisiniz?

Çocukluk yıllarımızın darbelerinden ne kadar kötü etkilendiğimizi değerlendirmeye başlamanın bir yolu (ve aynı zamanda telafi edici çalışmamızı ve dikkatimizin çoğunu yönlendirmemiz gereken yer), duygusal sağlığın bir dizi işaretini belirlemek ve onlarla nasıl baş ettiğimizi düşünmektir. En azından dört temel işaret kendini belli eder.

duygusal olarak ne kadar saglklsnz 1

Kendini Sevmek

Kendini sevmek, kendimizle ne kadar arkadaş olabileceğimizi ve günden güne kendimize ne kadar destek olabileceğimizi belirleyen özelliktir.

Bizim sahip olmadığımız şeylere sahip olan bir yabancıyla karşılaştığımızda, kendimize ne kadar hızlı acımaya başlıyoruz? Sahip olduklarımız ve kim olduğumuzun uygunluğu konusunda kendimizden emin olmamız ne kadar sürüyor? Bir başkası bizi hüsrana uğrattığında ya da küçük düşürdüğünde, saldırının ardındaki mantıksız art niyeti algıladığımız halde bu aşağılamayı boş verebiliyor muyuz? Yoksa düşüncelere saplanmış ve yıkılmış bir halde içten içe düşmanlarımızın hakkımızdaki hükümleriyle mi özdeşleşiyoruz? Kamuoyu tarafından onaylanmama veya ihmal edilmenin verdiği sıkıntı, geçmişteki az sayıda çok önemli insanın istikrarlı ilgisi ile ne ölçüde telafi edilebiliyor?

İlişkilerde, istismar edildiğimizi fark ettiğimiz anda birlikteliğimizi sonlandıracak kadar kendimizi seviyor muyuz? Yoksa içten içe zarar görmeyi hak ettiğimize mi inanıyoruz? Başka bir deyişle, bizim hatamız olabilecek şeyler için sevgilimizden özür dileme konusunda ne kadar iyiyiz? Ne derece kendini beğenmiş olmamız gerekiyor? Hataları itiraf etmeye cüret edebilir miyiz yoksa bir suçun ya da hatanın kabulü, bizi altta yatan hiçlik hissimize daha mı fazla yaklaştırır?

Yatak odasında arzularımız ne kadar temiz / doğal veya iğrendirici / günahkar hissettiriyor bize? İçimizden geldikleri ve biz de berbat insanlar olmadığımız için kötü ya da karanlık değillerse de biraz tuhaf olabilirler mi?

İş yerinde, makul, sağlam temelleri olan bir öz-değer duygusuna sahip miyiz ve bu sayede gereken mükafatları talep edebiliyor (ve haklı olarak elde etmeyi bekleyebiliyor) muyuz? Başkalarını ayrım gözetmeksizin memnun etme ihtiyacına direnebiliyor muyuz? Hayır demek için hakiki katkılarımızın yeterince farkında mıyız?

duygusal olarak ne kadar saglklsnz 2

Açik Yüreklilik

Açık yüreklilik, zor fikirlerin ve rahatsız edici gerçeklerin, zihinde bilinçli olarak itiraf edilebilme, ayık olarak keşfedilebilme ve inkar etmeden kabul edilebilme derecesini belirtir. Kim olduğumuzu ne kadar kabul edebiliyoruz - konu özellikle hoşnut edici olmadığında bile, hatta özellikle o durumlarda? Normalliğimiz ve samimi akıl sağlığımız konusunda ne kadar ısrarcı olmaya ihtiyacımız var? Kendi zihinlerimizi keşfedebilir ve daha karanlık ve daha rahatsız edici köşelerine aşırı derecede kaçınmadan bakabilir miyiz? Akılsızlığı, kıskançlığı, üzüntüyü ve kafa karışıklığını kabullenebilir miyiz? Başkalarıyla beraberken öğrenmeye ne kadar hazırız? Bir yanımıza yöneltilen eleştiriyi her zaman, hakkımızdaki her şeye yönelik bir saldırı olarak alma ihtiyacı mı duyuyoruz? Değerli bir ders, acı verici bir kılıkta karşımıza çıktığında bunu dinlemeye ne kadar hazırız?

Iletisim

Hayal kırıklıklarımızı sözcüklere dökebiliyor muyuz? Böyle durumlarda sabırlı ve makul bir biçimde başkalarının meramımızı anlamasına mı çalışıyoruz?  Yoksa acıyı içselleştirip sembolik bir biçimde dışa vuruyor ya da zarar verici bir öfkeyle boşaltıyor muyuz?

Başkaları bizi üzdüğünde hissettiğimiz şey iletişim kurmaya hakkımız olduğu mu? Yoksa kapıları çarpma ve küsme zorunluluğu mu?  Arzu edilen tepki yakınlarda değilse, açıklamak için fazla öfkeli bir panik içinde olduğumuz şeyi tahmin etmelerini mi istiyoruz başkalarından? Yoksa bir saniye durup makul biçimde düşünüp başkalarının sırf kötülük olsun diye bizi yanlış anlamadıkları fikrini ciddiye alabiliyor muyuz? Israrcı olmaktansa öğretmek için gereken içsel kaynaklara sahip miyiz?

duygusal olarak ne kadar saglklsnz 3

Güven

Dünya ne kadar risklidir? Bir konuşma, romantik anlamda reddedilme, bir ekonomik sorun dönemi, başka bir ülkeye seyahat ya da grip salgını biçimindeki bir zorluktan kurtulmamız ne kadar kolaydır?

Herhangi bir zamanda bir felakete ne kadar yakınız? Ne tür bir malzemeden yapılmışız?

Yeni insanlarla tanışmak bizi yaralayacak mı? Bir nebze iddialı olursak bunu bizden alırlar ya da yıkarlar mı? Aşk söz konusu olduğunda, ne kadar sıkı tutunmaya ihtiyacımız var? Bir süreliğine uzak kalsalar, geri dönecekler mi? Ne kadar kontrolcü olmaya ihtiyacımız var? Tuhaf görünümlü bir yabancıya yaklaşabilir miyiz? Ya da tatmin edici olmayan birinden uzaklaşabilir miyiz?

Genel anlamda, dünyanın, memnun edici ölçüde meşru bir şansa sahip olmamız için yeterince geniş, güvenli ve makul bir yer olduğunu hissediyor muyuz yoksa gücenmiş biçimde sahtelik ve yanlış anlaşılmaya razı olmak zorunda mıyız?

Bu soruların pek çoğunda olumlu cevap vermenin bu kadar zor olması bizim hatamız ya da bir bakıma hiç kimsenin hatası değildir. Fakat onları akılda bulundurarak en azından yaralarımızın nasıl bir şekil aldığını ve böylece ne tür yara bantlarının daha gerekli olabileceğini bilmeye başlayabiliriz.

 

Recent entries