DUNYAYI DEGISTIRMEK DEYINCE ...

Dünyanın birçok açıdan acilen değiştirilmesi gerektiği açıktır. Asıl büyük soru ise bu değişimin en iyi şekilde nasıl gerçekleşeceği.

Romantik bakış açısı, dünyanın iyi fikir eksikliğinden dolayı hasta olduğunu savunur. Bu yüzden atılacak en prestijli ve acil adım, kabuğuna çekilip bir kitap yazmak; ya da adaletin ne olduğunu, iklim değişikliğinin nedenlerini, ilişkilerin neden bozulduğunu veya neden bu kadar eşitsizlik olduğunu anlamak için bir uzmanlar kurulu oluşturmak olabilir.

İnsanlığa yardım için yeni fikirler üretmek son 300 yıldır çok prestijli. Oysa bilge ve devrim niteliğinde birçok planın varlığına rağmen, dünya bilinen kötü yöntemlere şaşırtıcı derecede bağlı kalarak olması gerekenden çok daha az değişti.

Sebep belki de önemli bir iç görüyü gözden kaçırmış olmamızdır. Dünyanın içinde bulunduğu durumun asıl sebebi iyi fikirlerin olmaması değil. Adalet, güzellik, bilgelik, gerçeklik ve iyilik hakkında bilmemiz gereken neredeyse her şeyi biliyoruz. Sorunumuz belki de iyi fikir eksikliği değil, halihazırda sahip olduğumuz bir yığın çok iyi fikri gerçekleştirmek için harekete geçip doğru şekilde uygulamaya koymaktaki inatçı yetersizliğimizdir.

Dünya sadece fikirlerle ayakta durmaz (ki bu entelektüellerin yaptığı profesyonel bir hatadır); kanunlar, uygulamalar, kurumlar, finansal anlaşmalar, ticari işletmeler ve hükümetlerden oluşur. Bir diğer deyişle, birçok kişi beraber uyum içinde çalışmaya başlamadan; kanun, para, uzun vadeli kitle iletişimi, savunuculuk ve yönetim gibi iç içe geçmiş alanlarda mücadele etmek gibi gösterişsiz ve gayet sıkıcı işlerle uğraşmadan, gelişmelerin verimli ve sürekli olması sağlanamaz.

Yazılan gelmiş geçmiş en iyi felsefe kitabı The Republic’te (Devlet) Plato, kendi kelimeleriyle ‘filozoflar kral ya da krallar filozof olana kadar’ dünyanın düzelmeyeceği yorumunu yaparken, entelektüellerin sınırlılıklarını, acı tecrübelerle edinilmiş kışkırtıcı bir anlayışla ifade eder. Düşünen kimselerin sadece fikirlerle gerçekliği değiştirebileceklerini sanmaktan vazgeçmelerini öğütler ve dünya üzerinde gerçek bir etki yaratmak için herhangi bir şansımız olacaksa, bunun ancak kurumların yönetiminde gerçekleşeceğini görmemizi ister.

Kral olmanın filozoflara neden bu kadar zor geldiği, dönüp dolaşıp mizaca bağlanabilir. İyi fikirleri olanların parayla araları iyi olmamıştır, detaylar söz konusu olduğunda huysuzlaşırlar, kampanya yürütmeyi veya işbirliği yapmayı sevmezler, genelde köşeleri sivridir, ofise gitmekten veya bir ortamı paylaşmaktan hoşlanmazlar. Popülerleşme veya yayılma konularında temkinlidirler ve aslında içten içe, savaşçı bir sıra dışılıktan hoşlanırlar. Hatta bilanço okumayı becerememekle adeta gurur duyarlar. İşte bu tür romantik önyargılar, mevcut durumun değişmeden kalmasına sebep olmuştur.

Sadece fikir sahibi olmak ve tek tük bireysel coşkun eylemlerde bulunmak, önemli küresel meselelerin karmaşıklığını mantıklı ve uzun vadeli bir şekilde çözmenin yolu olamaz. Dünyayı değiştirmek, bireysellikten uzak ve sabırlı bir takım çalışması gerektirir; girişimciler ve ürün müdürlerinin, muhasebeciler ve iletişim stratejistlerinin, avukatlar ve aktivistlerin, meclis üyeleri ve sosyal çalışmacıların kolektif çabalarına ihtiyaç duyar. Değişim yıllar sürer, birçok küçük zaferin birleşiminden oluşur, her aşamada uzlaşma gerektirir ve sayısız can sıkıcı gerilemeyi beraberinde getirir.

Bunlar kulağa hiç de romantik gelmiyor-zaten mesele de bu. İhtiyacımız olan değişimi yaratmanın tek yolu, değişimin gerçekte nasıl meydana geldiğiyle ilgili algımızı gözden geçirmekle mümkün;

ayrıcalıklılıktan, entelektüelizmden ve spontanlıktan uzak; tevazu, sabır, titizlik ve ortaklık dolu bir yolda.

Çeviren: Hülya Acun 

Orijinal metni okumak için tıklayın: http://www.thebookoflife.org/on-changing-the-world/

Recent entries