DOGA ILE BAG KURMAK NEDEN ONEMLIDIR?

Doğayla ilişki kurmak, toprağa geri dönmek anlamına gelmez; temiz hava almak anlamına da... Kendi bireyselliğimizi ve hem diğer bireylerle hem de ekosistemdeki başka varlıklarla kurduğumuz ilişkileri yeniden gözden geçirmemiz anlamına gelir. Tarihin başlangıcından beri ilk kez çağımızda, dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor. Oysa insanlık tarihinin çok büyük bir bölümü boyunca insanlar doğal bir ortamda yaşadılar. Ancak şimdi bu ortam her geçen gün biraz daha sanal olmuş durumda. Hayatımızın büyük bir kısmını teknolojiyle daha çok ilişki kurarak yaşarken, kolayca etki altında kalan beyinlerimizin gelecekteki şeklinin ne tür nöron ağları tarafından belirleneceğini sormanın zamanı geldi.

Doğaya karşı kültürel, felsefi, dini ve siyasi akımlardan etkilenerek farklı bakış açıları geliştirmiş olan kuşakların mirasçılarıyız:

  1. Romantik
  2. Faydacı
  3. Tüketici
  4. Korumacı
  5. Bahçıvan
  6. Çocuk

Bilgisayarlarımızın karşısından kalkıp ormanda yürüyüşe çıkmak doğayla yeniden ilişki kurmak için yeterli midir? Richard Louv’un ‘doğa eksikliği’ tezine göre, yaşadığımız çevrede var olduğu şekliyle doğayı fark etmek için zaman harcamak hem ruhsal sağlığımıza iyi gelir, hem de bilişsel becerilerimizi geliştirir.

Ancak doğayla ilişki kurmak parkta yürüyüş yapmaktan daha fazlasını gerektirir. Yalnızca bu tür bir aktiviteyle doğayla bağlantı kurma yaklaşımının içerdiği bireysellikten sakınmalı, Richard Mabey’nin The Nature Cure adlı kitabında yaptığı uyarıyı dikkate almalıyız. Mabey, bu kitabında geçmişte doğayla kurduğu bağlantıyı kaybettikten sonra ruhunu kaplayan endişe dolu korkudan yola çıkarak, doğayla kurulan bireysel ilişkinin bitişinin neden olduğu acıları anlatır.  

Son dönemlerdeki bilimsel araştırmalar bizi şu konuda düşünmeye yönlendiriyor: Teknoloji, yaşamımızdaki anlam, amaç ve mutluluk arayışımızda önümüze engeller çıkarmak yerine bize nasıl yardımcı olabilir? Doğadaki örnekleri ve yapıları inceleyerek, kendimizi yaşamlarını iyileştirmeye çalışan tekil bireyler olarak değil de, daha geniş bir deneyim dünyasındaki ilişkiler, bağlantılar ve sistemler bağlamında yer alan varlıklar olarak düşünmeye başlayabiliriz.

Doğayla yeniden ilişki kurmak için akla gelen ilk aktivite, temiz hava almak için dışarı çıkmaktır. Ancak Richard Louv’un sunduğu tartışma ve Richard Mabey’nin kitabı doğayla yeniden ilişki kurmanın bu kadar basit olmadığını göstermiştir. Önümüzde aşılması zor kişisel engeller olabileceği gibi kimi bakış açılarının yeniden sorgulanması ve yeni ilişkilerin kurulması da gerekebilir.

Yeniden ilişki kurmak için fikirler ve aktiviteler:

  1. Ekolojiyi düşünün
  2. İlişkileri düşünün
  3. Teknolojiyi düşünün
  4. Çocukluğu düşünün
  5. Goethe’yi düşünün
  6. Yiyecek arayanları düşünün
  7. Besin zincirini düşünün
  8. Zamanı ve yönü doğanın yardımıyla tahmin etmeyi düşünün
  9. El değmemiş doğayı değil çevrenizdeki yabanıllığı düşünün

Vahşi doğadaki kahramanlık hikayelerine, vahşi doğanın kendisini fetiş nesnesi haline getirmeye, çevremizdeki varlıkları varsayımlarımızın ışığında yorumlamaya hep kuşkuyla yaklaştık; ancak hayatta olmamızı sağlayan şans faktörüyle de teması kaybetmemeliyiz. Belki de şu soruyu kendimize sormamızın zamanı gelmiştir: Çok büyük jestlere kalkışmadan, gündemsiz, başkalarıyla birlikte hayatımı sürdürürken varoluşun kendisini her gün yeniden takdir etmek için neler yapabilirim?

 

Recent entries