Çocuklukta Bizi Sevenlere Borçlu Olduklarimiz

Hayatımızı bir biçimde sürdürebiliyorsak, bir şeylerden keyif alabiliyorsak, nezaket ve şükran duygularına sahipsek bunu büyük oranda çocukluğumuzda bizi sevenlere borçluyuz.

Şu anda bizden çok uzakta olabilirler, bizimle aynı ilgileri paylaşmıyor olabilirler yahut şu halimizle onlarla vakit geçirmek bize sıkıcı gelebilir. Yine de içten içe onlara ne çok şey borçlu olduğumuzu biliriz.

cocuklukta bizi sevenler 1

Biri bizi sevdiğini söylediğinde bunu sahip olduğumuz bir dizi beceri için yaptığına inanırız. Halbuki kazın ayağı öyle değildir. Üstelik küçük yaşlarımızdaki sevilme hali bizi aşağıdaki duygusal konularda hali hazırda eğitimli bireyler haline getirir:

Dayanıklılık

Bazen, her şey gerçekten de berbat görünür. Kendimizi gözyaşları içinde ya da öfkeden kıpkırmızı halde bulabiliriz. Dünya başımıza yıkılmıştır ve buradan sağ çıkmamız mümkün değildir. İşte çocukluğumuzda bizi koşulsuzca sevenler, böyle anlarda biz yeniden nefes alana dek güvende olmamızı sağlayanlardı. Aradığımız tüm cevaplara sahip olmasalar da bize bazı cevapların eninde sonunda ortaya çıkacağına dair söz verdiler, haklı da çıktılar. Şafağın mutlaka sökeceğine dair verdikleri güven, o yıkıcı dehşet duygusuna karşı daima ayakta kalmamıza yardım etti.

Kendimizi Sevmek

Onlar için değerli olduğumuzu bilmek bize sevilmeye layık olduğumuzu fark ettirdi. Yaptıklarımızı ve yeni fikirlerimizi çekinmeden onlarla paylaşabildik, niyet ve vaatlerimizi dikkatle dinlediler. Bize verdikleri komik isimler dahi vardı: küçük şampiyon, köfte burun ya da tatlı kuzu gibi... Artık ergen olduğumuzda o ismin kullanılmasına kesinlikle karşı olsak da unuttuğumuz bir şey vardı: belki de o saçma isim yetişkinlikteki irade gücümüzün ve özgüvenimizin gizli ve sembolik temellerinden biriydi. 

 

Affedicilik

Çocukluğumuzda o zaman için pek çok yanlış şey yaptık: çantamızı okulda unuttuk, masayı çizdik, yaramazlık yaptık ya da öfkeyle çığlıklar attık. Oldukça sert biçimde cezalandırılabilirdik ama öyle olmadı. Bizim adımıza cömert mazeretler buldular: yorgun olabilirdik, bu herkesin başına gelebilirdi, hiç kimse mükemmel değildi. Onlar sayesinde hem kendimize hem de başkalarına merhametle yaklaşabilmeyi öğrendik. Var olmayı hak etmek için mükemmel olmak zorunda değildik.

Sabır

Sabır konusunda hemen ustalaşmadığımız doğru. Özellikle bölme işlemini öğrenmemiz biraz zaman aldı; piyano çalmayı öğrenmek ya da pasta yapabilmek ise yıllara mal oldu. Bu süreçte onlar bize ne bağırdı ne de alay etti. Bizi sevenler bize ortaya yeterince iyi bir sonuç çıkana kadar bekleyebilme sanatını belletti. Bu sayede her panik anında önümüzü tıkamamayı öğrendik.

Telafi

Elbette her zaman harika sahneler yaşamadık: Bizi en çok sevenler bile zaman zaman ağır laflar ettiler, onlardan tüm benliğimizle nefret ettik. Buna rağmen yanımızda kalmayı bildiler, bize telafinin ne olduğunu öğrettiler. Ayrıca bir şeylerin olabilecek en berbat biçimde ters gidebileceğini, yine de düzeltmenin bir yolu olabileceğini, insanın dirençli bir varlık olduğunu, işin içinde sevgi varsa daima ikinci bir şanstan fazlası bulunduğunu gösterdiler... Bu sayede kendimize karşı daha nazik, hatalarımıza hoşgörülü, diğerlerine daha anlayışlı yaklaşabilmeyi öğrendik. Bu yalnızca sevilmek değil, başlı başına bir eğitimden başka bir şey değildi.

 

 

Recent entries