Baslamaya Nasil Curet Edilir?

baslamaya cesaret etmek 1

Paris’te yaşayan sanatçıların Louvre’u kapılarının eşiğinde bulmaları elbette ki büyük bir avantajdır. Bütün o ilham… Bütün o teşvik… Her an içeri adım atıp en büyük ustaların eserlerini görebilirler.

Bu yüzden, en ilginç sanatçıların oldukça azının müze ile ilgili çok farklı hisler beslediğini öğrenmek biraz şok edici olabilir. Corot, Camille Pissarro, Apollinaire, Braque, Picasso, Gauguin, Léger, Duchamp: hayatlarının çeşitli zamanlarında hepsi de aynı arzuyu - orayı yerle bir etme arzusunu - dile getirdiler. Vandal ya da barbar değillerdi. Yalnızca, mükemmel biçimde başarılmış, muhteşem sanat örneklerinin sizin yaratıcı özgüven hislerinizi engellediğinin farkındalardı. Başyapıtlar, sizin kendi çabalarınızı cılız gösterir.

Bir Bach konçertosunu ya da Hey Jude’daki sözcüklerin ve müziğin esrarengiz uyumunu; Sissinghurst’taki beyaz bahçeyi ya da E. E. Cummings’in şiirlerini düşünün. Bunlar insan yaratılarının içinde en saygıdeğer, en sevilen olanlardan bazıları. Yine de, tuhaf bir biçimde onlara olan hayranlığımız, kendi çalışma yaşamlarımızda yüz yüze geldiğimiz görevlerde yeterince iyi bir çözüme ulaşamamamızdaki en temel mani olabilir.

Raphael’in eserlerinden birine aşık olduğunuz için resimle gerçekten ilgili olduğunuzu hayal edin.

baslamaya cesaret etmek 2

Mümkün olan her fırsatta onun resimlerine bakmaya istekli olabilirsiniz fakat bunu yapmak hem heyecan verici hem de umutsuzluğa düşürücü olabilir. Öyle zarif, öyle basit, öyle rahattırlar ki her çizgi tam olarak olması gerektiği gibidir. Fakat sonra kendi pek mütevazı çabalarınızı düşünürsünüz. Lekeler, titrek parçalar, kedinizin portresi olarak başlayıp bir fırtına bulutunun resmi haline gelen şey… National Gallery’ye yapılan bir ziyaretin ardından bir çizimin başına oturursunuz ve felç olmuş hissedersiniz. Ne yaparsanız yapın yanlış olacağı kesindir. İdeale duyduğunuz sevgi, kendi başınıza bir şey yapmayı korkutucu ve aşağılayıcı kılmıştır.

Nereden başlayacağını bilmeyen insanlar genelde mükemmeliyetçilerdir. Bu onur verici bir sorundur: tembel olduğunuz için değil çok azimli olduğunuz için hiçbir şey yapmıyorsunuz. Mükemmeliyetçilik, ertelemenin sebeplerinden biridir çünkü bir şeyleri yanlış yapmak bizi çok fazla endişelendirir. Genelde, ancak hiçbir şey yapmama korkusu, onu kötü yapma korkusunu aştığında çalışmaya başlayabiliriz. Bu nedenle, eğer bir işi kötü yapma korkusu çok fazlaysa pek bir şey yapmayız. Ya da insan, diğer yönde çok daha dehşet verici bir şey olduğu için (iflas ya da işten çıkarılma gibi), dehşet verici şeylerle yüzleşmeye zorlanmak gibi acınası bir durumda kalır.

Mükemmeliyetçiliğin felç edici pençesini gevşetmek ve kendi üretken enerjilerimizi özgür bırakıp daha verimli hale gelmek için (Fransız kültürel hareketlerinin kışkırtıcı ataklarına başvurmadan) yapabileceğimiz dört şey var.

Bir: Galeriyi değil, stüdyoyu ziyaret edin

Galeri, tamamlanmış ürünü görebileceğiniz yerdir. Stüdyo ise, ıstırap verici, harap olmuş önceki versiyonları, üzerlerinde sanatçı çok hüsrana uğradığı için tekmelediğinde oluşmuş delikler ve kendini kaybedip ağladığında damlamış su lekeleri olanları görebileceğiniz yerdir.

Eğer Raphael’i seviyorsanız ve bir ressam olmaya çalışıyorsanız, yalnızca tamamlanmış şeylere bakmayın, mükemmellik bir seçenek bile olmadan önce gerekli olan tüm çabayı gösteren eskizlere baktığınızdan emin olun.

baslamaya cesaret etmek 3

İki: Bir Kore Ay Kavanozu Satın Alın.

Çok güzeldir. Fakat mükemmel olmaktan çok uzaktır. Renkle ilgili bir şeylerin yanlış gittiği yamalar vardır. Sırlama işi fazla iyi gitmemiştir. Eğer dikkatlice bakarsanız, biçimdeki tüm çukurları ve tümsekleri görebilirsiniz.

baslamaya cesaret etmek 4

Kavanoz bize önemli bir ders verir: kusurlu olan hala çok iyi, asil ve hayranlık verici olabilir. Bir şeyin sevilmesi ve değer görmesi için mükemmel olması gerekmez.

 

Üç: Jüpiter’in buzdan uydusu Europa’yı düşünün.

baslamaya cesaret etmek 5

Europa, Manchester, Nairobi ve Moskova’ya eşit uzaklıktadır (her biri ile arasında yaklaşık 628 milyon km vardır); buzdan bir kabuğu vardır; çekirdeği nikelden olabilir. Her üç buçuk günde bir Jüpiter’in yörüngesinde döner. Eğer Europa’da yaşasaydınız, dünyada olduğundan 104 kat daha fazla doğum günü kutlamış olurdunuz. Europa üzerinde pek bir şey gerçekleşmez. 2007’de bir NASA insansız uzay aracı 2 milyon kilometre kadar yakınına geldi. Europa’nın bakış açısından yazmakta olduğunuz raporun tam niteliği, finansal sunumunuzun ideal düzeni, pazarlama kampanyasının harikalığı (ya da bundan yoksunluğu)… bunların hiçbiri pek de acil görünmez.

Dört: Endişelerinizi etraflıca soruşturun

Mükemmeliyetçilik endişeleri doğurur. Eğer bir başlangıç yaparsam, bir hata yapacağım ve sonra korkunç bir şey olacak. İnsanın kafasının içinde yarı-biçimlemiş korkular vardır ve şuna benzer satırlarla geçinirler: Eğer sunumu tam olarak doğru şekilde yapmazsam, hiç yapmamış gibi olurum. Eğer ideal raporu yazmazsam asla bir ortak bulamam.

Korkuları çok ciddiye alın, onları not edin. Onlarda ne kadar gerçeklik bulunduğunu soruşturun. Bir firmayla ortak olmanın tek yolunun her zaman mükemmel raporlar yazmak olduğu gerçekten doğru mu? Eğer sunum sırf yeterince güzel ama harika değilse gerçekten mahvolacak mısınız?

 

Zihinlerimiz, korkuları üretme yolları bakımından oldukça irrasyoneldir. Tekrar eden dehşet durumların not edin ve sonra onları mantıklı ve yumuşak bir incelemeye tabi tutun.

 

Recent entries