Başkaları Hakkınızda Ne Düşünüyor ve İkarus’un Düşüşü

İkarus’un Düşüşü Sırasında Bir Manzara, Belçika’nın en büyük müzesi olan Musée des Beaux Arts’da asılı, 1560’larda yapılmış ve Felemenk sanatçı Pieter Bruegel’in (şimdi kayıp olan) orijinal eserinin özenli bir kopyası olan büyük bir tablodur.

 icarus 4

Görünürde pastoral bir sahneyi betimler: gemiler demir almakta, bir çoban sürüsüne göz kulak olmakta, uzakta refah dolu ve düzenli kentler görünmektedir.

Oysa kanvasın sağ alt köşesinde, neredeyse gözden kaçmış bir trajedi açığa çıkmaktadır. Klasik mitolojinin efsanevi figürü, Pervasız İkarus, antik dünyanın en ünlü havacılık felaketlerinden birinin son aşamalarını yaşamaktadır. Genç adam babası Daedalus ile birlikte kendisine balmumu ile yapıştırılarak tutturulmuş bir çift kanat yapmıştır. Daedalus, kanatları bir arada tutan yapının sıcaklıkla erimesi ihtimaline karşı oğlunu güneşe çok yakın uçmaması için uyarmıştır, ancak bu fevri oğlan yine de çok yükseklerden süzülmüş ve tabloda dalgalar çizerek ölmek üzere yere çakılırken resmedilmiştir.

 icarus 3

İkarus’un sonu kasıtlı olarak resmin asıl odağı yapılmamıştır. Boğulan adamı görmek için çok yakından bakmanız gerekir. Başlık sizi uyarmasa, onu tümüyle gözden kaçırabilirsiniz bile. Işıldayan şehirler ve uzaktaki güzel gemiler daha çok dikkatimizi çeker. Sanki tablonun merkezindeki saban süren köylünün ‘Biri ölüyor diye saban durmaz’ diyen Felemenk atasözünü hatırlatışına vurgu yapar gibidir.

İkarus’un tragedyasını bu şekilde görmezden gelmek, bir ölçüde, korkutucu ve üzücüdür. Dünyanın acılarımızı ne kadar da umursamadığını anlamamıza sebep olur. Buna karşın, başka bir açıdan bakıldığında bu görmezden gelme hali son derece ödüllendirici ve önemli ölçüde kurtarıcıdır. Bunun mutsuzluğumuzda o kadar temel bir rolü vardır ki hayatlarımızın çoğunu itibarımızı kaybetmekten korkarak ve başarısız olduğumuzda ki bir gün elbet olacağız, başkalarının hakkımızda ne düşüneceğini merak ederek geçiririz. Başkalarının gözlerindeki imajımızda en ufak değişiklik bile bizde bir takıntı haline gelebilir. Aslında pek de hoşlanmadığımız insanların onayı olmadan hayatla nasıl başa çıkacağımızı düşünerek geceleri uykularımızı kaçırırız. Özgürlüğümüzü yabancıların hükümlerine kurban ederiz.

Fakat burada ressamın güven verici parlak fikri bize, gerçekten işleri batırdığımızda neredeyse hiç kimsenin bakmıyor ya da umursamıyor olacağını söyler. Çiftçi saban sürmekle, çoban hava durumunu düşünmekle, başka biri ise balık tutmakla son derece meşguldürler. Trajedilerimiz toplumun zihnini korktuğumuz kadar meşgul etmez. Birkaç kişi, bir anlığına fark etse de hızla başka bir konuyla yollarına devam ederler. Bizler yalnızca kendi zihinlerimizde evrenin merkezinde yer alırız.

 

Başkaları genellikle bize ne olduğunu ya da ne yaptığımızı umursamazlar. Dünya hala hakkımızda hiçbir şey duymamış ve duymayacak insanlarla doludur. Şu anda size kızmış olan ya da hayal kırıklığına uğrattığınız insanlarsa kısa zamanda hepsini unutacaklar. İtibarınızı kaybedişiniz, kayıtsız dünyanın unutkanlığında kaybolacak. Dalgaların yuttuğu ve gizlediği yalnızca İkarus değildir: aynı gizlilik en büyük hatalarımızı ve utançlarımızı da beklemektedir.

Recent entries