Aci Tatli Anilar Üzerine

Geçmişimizin kimi anlarını düşündüğümüzde (belki banyoda, yürüyüşte ya da bir uçak yolculuğundayken) ‘acı tatlı’ dediğimiz türde hatıralara rastlayabiliriz.

Küçükken anneannemizle geçirdiğimiz öğleden sonraları hatırlayabiliriz mesela. Birlikte onun küçük bahçesindeki otları yolar, sonra öğle yemeğini hazırlar ve iskambil oynardık. Bazen bize kendi çocukluğundan fotoğraflar gösterirdi. O günler bizim için çok keyifliydi ama şimdiki hatırası o günlerden sonra olanların bilgisiyle bir harman halinde. Yetişkinlikte anneannemizden uzaklaştık, onu neredeyse hiç ziyaret etmedik ve biz daha yetişkin olduğumuzu bilemeden onu kaybettik. Onun için hissettiğimiz sevgiyi bilme şansı hiç olmadı. Hatıralarımıza şimdi ürpertiyle bakıyoruz.

 ac tatl anlar 1

Belki de on beş yaşında olduğumuz ve ilk aşık olduğumuz zamanları hatırlıyoruz. İlgi duyduğumuz kişi bizden yalnızca altı ay büyüktü ama o zamanlar bu çok büyük bir fark gibi görünüyordu. Ona karşı büyük bir şefkat ve saygı hissediyorduk ama utangaçlıktan dilimiz tutuluyor hiçbir şey söyleyemiyorduk. Akşam karanlığında, nehir kenarında belli belirsiz bir hatıramız olmuştu. Sonra her şey geçip gitti. Yakın zamanda onun bir çocuğu olduğunu ve kuzeye taşındığını öğrendik. Biraz buruklukla, acaba şimdi bir başkası için de o zamanki gibi güçlü duyguları aynı savunmasız umutla ve teslimiyetle hissedip hissedemeyeceğimizi merak ediyoruz. Dünyadaki en iyi insan olabilecek kişinin parmaklarımızın arasından kayıp gitmesine izin vermek üzücü bir biçimde tipik görünüyor gözümüze.

Ya da belki de üniversitede olduğumuz zamanlar geliyor aklımıza. Çok hareketli ve eğlenceli bir arkadaş grubunda bulmuştuk kendimizi. Deniz kenarında durduğumuz, yüzümüzde kocaman sarhoş bir gülümsemenin olduğu ve açıkça bir ananasla sohbet ettiğimiz o fotoğraf var. Bu tatlı bir anı çünkü o zamanlar olduğumuz kişiye merhametli hisler duyuyoruz: o zamanlar eğlence anlayışımız vardı, var olmayı bir macera gibi görüyorduk. Oysa geri dönüp baktığımızda bazı fırsatları kaçırmışız gibi tuhaf bir his de var içimizde. Bambaşka bir dünyaya bu kadar erken girmek zorunda olduğumuzu o zamanlar fark edememiştik; hiçbir şey için elimizden geldiğince çaba göstermemiştik ve şimdi geçmişe bakınca bize sunulan eğitimin ihtiyacımız olan şey olmadığını hissediyoruz. Hatıramız hayal kırıklığı ve pişmanlıkla kesintiye uğruyor.

ac tatl anlar 2 

Acı tatlı hatıralar kendi içlerinde küçük ve önemsiz görünebilirler. Muhtemelen onları çok sık düşünmeyiz; bunu yapmak aynı yeri durmadan gıdıklamak kadar rahatsız edici olur. Oysa sessizce insan olmaya dair çok temel bir noktaya bizi yönlendirirler. Acı tatlı anılar, hayatımızdaki olumlu olan her şeyin çok daha zor bir başka şeyle şeytanca iç içe geçmiş olduğu gerçeğini kabul etmeye zorlar bizi. Acı tatlı hatıraların varlığında hatalı, kusurlu, kısa ömürlü ve pişmanlıkla dolu insanlar olmanın acısını yaşarız.

Eğer her şey birbirinden keskin çizgilerle ayrılsaydı hayat bir bakıma daha kolay olurdu; beyazı kabul etmek daha kolay olurdu aynı şekilde siyah da başa gelince daha kolay çekilebilirdi. Oysa umut ve pişmanlığın değişken karışımıyla gri, zihinlerimiz için çok zorlayıcıdır. Bazı insanları saf ve temiz diğerlerini ise canavar olarak ayırabilmeyi arzularız ve bunu yaşantılarımız için de uygularız. Fakat acı tatlı anılara açık olmak duygu ikilemini kabul etmek anlamına gelir: yani aynı şeye dair tezat, karşıt duygular beslerken her iki duygudan yalnız birini sahiplenememek. Her ikisi de önemlidir, hiçbiri inkar edilemez. İnkar etmektense, deneyimin acımasızca karmaşık karakterini kabul ederiz.

Acı tatlı anılardan söz ediyoruz ancak kapladıkları alan geçmişimizin seçili kısımlarından daha öteye uzanır. Acı tatlı evliliklerden, kariyerlerden, tatillerden, hafta sonlarından söz etmemiz ve kendimizi bunlara hazırlamamız en doğrusudur. Hatta, hepsinden büyük ve daha zorunlu bir kavram daha vardır: acı tatlı hayatlar yaşamaya yazgılı olmamız.

.

 

 

Recent entries